YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2715
KARAR NO : 2019/960
KARAR TARİHİ : 05.03.2019
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından duruşma istenmiş ise de miktar itibariyle duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazın süresi içinde teslim edilmeyip 27 aylık bir gecikme ile teslim edilmesi nedeniyle sözleşmede öngörülen aylık kira kaybı tazminatının işlemiş faizi ile birlikte tahsiline yönelik davalılara karşı başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptâli, takibin devamı ve davacı lehine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusu, … Bölge Adliye 15. Hukuk Dairesince esastan reddedilmiş, verilen karar yasal süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK geçici 3/2. maddede; bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, bu kararlara ilişkin dosyaların bölge adliye mahkemelerine gönderilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme nedeniyle bir dosyada 20.07.2016 tarihinden önce HUMK hükümlerine göre temyize tabi nihai bir karar verilmiş ise bu karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olsa bile o dosyada kesinleşinceye kadar verilecek tüm kararlar HMK hükümlerine göre istinafa tabi olmayıp doğrudan HUMK hükümlerine göre temyize tabidir. Bu nedenle daha önce HUMK hükümlerine göre temyize tabi olarak görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmiş ise bu karar temyiz edilmemiş olsa bile sonrasında dosyanın gönderildiği mahkemece verilen karar dahi HUMK hükümlerine göre temyize tabi olacaktır. HMK geçici 3/2. maddedeki ilk düzenlemede “aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan” ibaresi değiştirilerek “kararlar” ibaresi getirildiğinden bu değişiklik açıkça bu sonucu gerektirmektedir.
Somut olayda ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair verdiği karar 23.03.2017 tarihli olup Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden sonra
olduğundan kural olarak istinaf kanun yoluna tabi ise de; davanın ilk olarak açıldığı … … 5. Tüketici Mahkemesi’nin 08.12.2015 gün 2015/818 Esas, 2015/1694 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın görevli … … Asliye Hukuk Mahkemeleri’ ne gönderilmesine karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşerek dosya … … Asliye Hukuk Mahkemeleri’ne gönderilip tevzide … … 24. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/88 Esas numarasını almıştır.
Bu haliyle Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihlerinden önce niteliği ne olursa olsun işten el çekmesi sonucunu doğuran nihai karar verilmiş olmakla, esas hakkında verilecek kararlara karşı başvurulacak kanun yolunun istinaf değil temyiz kanun yolu olduğu anlaşıldığından, Dairemizin ilk derece mahkemesine karşı temyiz itirazlarını incelemekle görevli ve yetkili olduğu kabul edilerek, istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği istinaf talebinin esastan reddine dair kararı yok hükmünde olup hukuki sonuç doğurmayacağından … Bölge Adliye Mahkemesi’nin 06.03.2018 gün 2017/749 Esas, 2018/258 Karar sayılı kararının kaldırılarak davalılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı yaptığı temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda;
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu’nun 67/II. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK’nın 07.06.2006 tarihli ve 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; alacağın varlığı ile miktarı, davalının savunmasında belirttiği süre uzatımı gerektiren hallerin varlığı ile gecikme tazminatının istenebilir olup olmadığı, yapılan yargılama sonucu belirlendiğinden alacağın likid olmaması sebebiyle koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamıştır.
Kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nın
438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca diğer temyiz itirazlarının kabulü ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 3. bendinin karar metninden çıkarılarak, yerine “Koşulları oluşmadığından davacı vekilinin icra inkâr tazminatı isteminin reddine.” cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 05.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.