YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4150
KARAR NO : 2019/445
KARAR TARİHİ : 22.01.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davacı idaresindeki park halinde olan araç ile davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralandığını, vücudunda kırıklar oluştuğunu, tedavisinin halen devam ettiğini, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar sürücü ve işletenden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Şirketi vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, yetkili mahkemenin … Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu beyanla yetki itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, yetkili mahkemenin … Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu beyanla yetki itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunma ve toplanan delillere göre; mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine, karar kesinleştikten sonra ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli … Asliye Hukuk (ticaret) Mahkemesi’ne
gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Bilindiği gibi ilke olarak bir davada, davalı sayısı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılabileceği gibi (HMK m. 7/I; HUMK’nın m. 9/II.c.1), aynı Kanun’un 16. maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu, zararın meydana geldiği, zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.
Somut olayda, kaza … vuku bulmuş olup davacının yerleşim yeri …’dedir. Davalı … şirketinin adresinin … ili olduğu anlaşılmıştır; Dava ise … Mahkemesinde açılmıştır.
HMK 16. maddesine göre davacıya seçimlik hak tanınmış olması, davacı tarafın HMK 7.maddesi gereğince seçimlik hakkını kullanarak davacının ikametgahı mahkemesinde davayı açtığı gözetilerek (HGK’nun 30.4.2013 gün ve 2013/17-2099 esas, 2014/572 karar sayılı ilamı uyarınca) Mahkemesi yetki itirazının reddi ile işin esasına girilerek sonucuna göre kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi yetki itirazında bulunmayan davalı … şirketi yönünden de resen yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmayıp hükmen bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22/01/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.