Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2018/8100 E. 2018/13175 K. 12.12.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/8100
KARAR NO : 2018/13175
KARAR TARİHİ : 12.12.2018

Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’nun, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Kayseri 2. İcra Ceza Mahkemesinin 08/03/2018 tarihli ve 2018/31 Esas, 2018/421 Karar sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 15/11/2018 gün ve 94660652- 105-38-13098- 2018- Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/11/2018 gün ve KYB. 2018/94275 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Kayseri 2. İcra Ceza Mahkemesinin 08/03/2018 tarihli kararının usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleşmiş bulunması karşısında, sanık vekili tarafından yapılan itirazın mercii Kayseri 3. İcra Ceza Mahkemesinin 17/09/2018 tarihli ve 2018/207 değişik iş sayılı kararı ile süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, dosyanın esasına girerek reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ise de;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 30/05/2018 tarihli ve 2018/3260 esas, 2018/6614 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 583/1. maddesinde yer alan, “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” şeklinde, 584/1. maddesinin ise, “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.” şeklinde düzenlenmiş olması karşısında, dosya içinde bulunan sanığın borcu üstlendiğine ilişkin 20/11/2017 tarihli icra kefalet tutanağında el yazısı ile yazdığı yazı ve imzasının bulunduğu, bunun haricinde borcu üstlendiğine ilişkin kefalet tutanağında kendi el yazısı ile yazılmış sorumlu olacağı azami miktarı ile kefalet tarihine ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmadığı, ayrıca sanığın eşinin kefalet işlemi öncesinde veya icra kefilliği sırasında rızasının alınıp alınmadığının belirtilmemesi nedeniyle geçerli bir kefalet işlemi dolayısıyla hukuken geçerli bir ödeme taahhüdü bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Kayseri 2. İcra Ceza Mahkemesinin 08/03/2018 tarihli ve 2018/31 Esas, 2018/421 Karar sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, bu eylemle ilgili olarak tazyik hapsi infaz edilmekte ise salıverilmesine 12/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.