Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/5400 E. 2019/699 K. 20.02.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5400
KARAR NO : 2019/699
KARAR TARİHİ : 20.02.2019

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı-birleşen dosya davalısı-k.davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Asıl dava, bir kısım arsa sahipleri tarafından yüklenici aleyhine açılan gecikme tazminatı birleşen dava diğer arsa sahipleri tarafından açılan gecikme tazminatı istemine, karşı dava tazminat istemine dair olup mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen dava bakımından karar kesinleştiğinden hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Verilen karar, davalı-birleşen dosya davalısı-k.davacı yüklenici tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-1086 sayılı HUMK ‘nın yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay’ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak
ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak doğmuştur.
Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.02.1998 tarih, 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilamında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir…” şeklinde tanımlanmaktadır. Hükmüne uyulan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/534 Esas, 2016/493 Karar sayılı bozma ilamında, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1998/ 793 Esas sayılı men’i müdahale ve kal davasında yargılama için geçen sürenin asıl davada talep edilen gecikme tazminatı istemine etkisi yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamasının doğru olmadığı belirtilmiş, mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen davacıların her iki davada farklı kişiler olması sebebi ile … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1998/793 Esas sayılı men’i müdahale ve kal davasında yargılamada geçen sürenin gecikme tazminatı hesabında dikkate alınmamıştır. Oysa ki 22.06.1998 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararı ile yapılan inşaatın durdurulmasına karar verilmiş bu nedenle inşaat yapılamadığından gecikme yaşandığı tartışmasızdır. Bu nedenle yargılamada geçen sürenin bozma ilamında belirtildiği üzere gecikme hesabında nazara alınmaması hatalıdır.
Bu nedenle mahkemece yapılacak iş, dairemiz geri çevirme ilamı ile talep edildiği halde gönderilemeyen … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1998/173 D. iş sayılı dosyasının getirtilerek meni müdahale davasında ihtiyati tedbirin konulup infaz edildiği tarih ile ihtiyati tedbirin kaldırıldığı tarih arası geçen sürenin araştırılması, davaya konu 03.11.1998 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 2. maddesinde 31.07.1999 tarihinde inşaatın teslim edileceğinin kararlaştırıldığı bu tarih ile dava tarihi olan 22.12.2003 tarihleri arası yaşanan gecikmeden bu sürenin mahsubu ile gecikme tazminatının hesaplanması, davada fazlaya dair haklar saklı tutulmak kaydı ile şimdilik 5 aylık gecikme tazminatı istendiğinden HMK’nın 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesi ve yukarıda izah edilen usuli kazanılmış hak müessesesi de nazara alınarak hüküm tesis edilmesinden ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen dosya davalısı-k.davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı-birleşen dosya davalısı-k.davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-birleşen dosya davalısı-k.davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 20.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.