Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/4609 E. 2019/402 K. 15.01.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4609
KARAR NO : 2019/402
KARAR TARİHİ : 15.01.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVACI (Alacaklı) : Mepfre Genel Sigorta A.Ş.

DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

.K.. A R A R

Davacı alacaklı vekili, haciz yapılan adreste borçluya ait çok sayıda poliçe ile kargo evrakının olduğunu, her iki şirketin yetkililerinin ortak isimlerden oluştuğunu, iki şirket arasında organik bağ bulunduğunu ve muvazaanın sabit olduğunu belirterek istihkak iddiasının reddini talep etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, ilgili yasal düzenlemeler karşısında sigorta acenteliği yapan bir şirket ile Brokerlik Şirketi arasında organik bağ olamayacağını, sigorta brokerlerinin aracı şirketler olduklarını, kati surette poliçe tanzim etmediklerini, bu sebeple haciz mahallinde borçlu şirket dışında birçok sigorta şirketine ait sigorta poliçesi bulunduğunu ve bulunan bu poliçelerin organik bağ kurulmasına imkan vermeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, borçlu şirket ile istihkak iddia eden davalı şirket ortaklarının üçünün aynı olması, haciz mahallinde borçlu şirket tarafından düzenlenmiş 15 adet sigorta poliçesinin bulunması ve bilgisayarların bir bölümünün borçlu şirketten alınmış olduğuna dair haciz tutanak beyanı, haciz mahalline borçlu şirket temsilcisinin de gelmiş olması, haciz tatbik edilen adreste borçlu şirketin daha önceden faaliyet göstermiş bulunması gibi hususlar bir arada değerlendirildiğinde, her iki davalı şirket arasında organik bağ bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmiş, karar davalı 3. kişi şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dava konusu haciz davalı 3. kişi şirketin adresinde yapıldığından, mülkiyet karinesi davalı 3. kişi lehine olup, karinenin aksinin alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Borçlu şirket ile 3. kişi şirketin faaliyet alanı sigortacılık olmakla birlikte, davalı 3. kişi şirketin 25.07.2011 tarihli Başbakanlık Hazina Müsteşarlığı tarafından verilen ruhsatnameler ile sigorta brokerlığı yaptığı, dolayısı ile borçlu şirket ile faaliyet alanlarının ayrı olduğu, borçlu şirketin kurucularından olan …’nın borçlu şirketteki hissesini, borcun doğum tarihinden önce 10.03.2011 tarihli genel kurul kararı ile devrederek borçlu şirket ile bağının koptuğu, borçlu şirkette 745 hisseye sahip olan …’in 3. kişi şirkette 30 hisseye sahip olması organik bağın varlığını göstermeyeceği gibi, haciz mahallinde borçlu şirketin yanısıra dava dışı sigorta şirketlerine ait poliçelerin bulunmuş olması da karinenin borçlu lehine işletilmesi için yeterli görülmemiştir. 3. kişi lehine kabul edilmesi gereken mülkiyet karinesinin aksi alacaklı tarafından ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulü kararı yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı 3. kişinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15/01/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.