YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/2715
KARAR NO : 2019/82
KARAR TARİHİ : 07.01.2019
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/06/2016 tarih ve 2013/1297-2016/359 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkiline ait “…” markasının tanınırlık düzeyi yüksek bir marka olduğunu, davalının “…” ibareli mağazacılık hizmetini kapsayan markasının bulunmadığını, bu ibarenin mağazacılık sektöründe kullanılmasının müvekkilinin 35. sınıfta tescilli “…” ibareli markaya dayalı haklarına tecavüz niteliğinde olduğunu, bu hususta davalıya ihtarname gönderildiğini ancak kullanımın devam ettiğini, bu faaliyetlerin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, dava konusu ibarelerin ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile men ve ref’ini, tecavüz teşkil eden “…” ibaresini içeren araçların imhasını, kararın ülke çapında tirajı en yüksek gazetede yayınlanmasını talep ve dava etmiş; ıslah dilekçesiyle yargılama sırasında davalının marka işaret ve logosunu “…” olarak değiştirdiğini, davalının bu şekilde kullanımının da marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, her iki kullanım hakkında da karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek markanın yeni hali ile kullanımında da markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile men ve ref’ini, “…” ibaresini içeren araçların imhasını, kararın ülke çapında tirajı en yüksek gazetede yayınlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu ibarenin açılımının “… İhtiyaç Malzemeleri A.Ş.” olduğunu, “…” ibaresinin uzun yıllarıdır kullanıldığını, müvekkilinin iş yerlerinin mağaza değil alışveriş merkezi olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, müvekkilinin marka başvurusunda bulunduğunu ancak davacının süresinde marka başvurusuna itiraz etmediğini, müvekkilinin marka başvurusunun itiraz üzerine reddedildiğini, bu karara yapılan itirazın sonucunun beklenmesinin gerektiğini, ibarelerin karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamında göre; tarafların aynı alanda faaliyette bulundukları, 26.03.2015 tarihli kök bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibariyle davalının kullandığı “…” ibaresinin davacının tescilli markası ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, davalı tarafça yargılama sırasında kullanılan ibarenin “…” olarak
değiştirilmesi üzerine ıslah dilekçesi dikkate alınarak kullanılan yeni ibare ile alakalı olarak alınan 12.03.2016 tarihli ek bilirkişi raporu doğrultusunda yeni ibarenin kullanımının marka hakkına tecavüz yahut haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının “…” ibaresini kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, ref’ine, davalının “…” ibaresini içeren araçlarının imhasına, davalının“…” ibaresini kullanımına ilişkin talep bakımından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, ref’i ve araçların imhası ile kararın ilanı istemine ilişkindir. Mahkemece, ıslah suretiyle davaya eklenen davalının “…” ibaresini kullanımına ilişkin iddia ile ilgili olarak işin esasına girilip davanın reddine karar verilmiş ise de davacı tarafça usulüne uygun harçlandırılmış ıslah talebi olmadığı gibi davanın açıldığı tarihteki koşullar itibariyle değerlendirme yapılması gerekirken, dava tarihinden sonra meydana gelen vakıaların ıslahla mevcut davaya eklenerek işin esasına girilip karar verilmesi mümkün olmadığı halde mahkemece, ıslahla eklenen talep yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi doğru değilse de sonuç itibariyle doğru olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle doğru bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 13,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 07/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.