YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3217
KARAR NO : 2019/248
KARAR TARİHİ : 10.01.2019
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.06.2010 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.10.2017 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evraklar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
1)Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı …’ın aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2)Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalar olup, sonuçta kazanan ve kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin taraflara payları oranında yükletilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz üzerinde davalılardan …’a ait muhdesat bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosyada mevcut 05.07.2017 tarihli ek bilirkişi raporunda davalı …’in muhdesatının 145.508,00 TL değerinde olduğu, taşınmazın tamamının 2.252.608,00 TL değerinde olduğu, muhdesatın arza oranının % 6,4595 olduğu belirtilmiştir.Bu durumda mahkemece, satıştan elde edilecek gelirin yukarıda belirtilen muhdesat oranı ölçüsünde davalılardan …’e ödendikten sonra geri kalan bedelin payları oranında taraflara dağıtılması; yargılama giderlerinin de satış bedelinin dağıtılmasındaki oranlarda taraflardan tahsili gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ise de, bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm sonucunun üçüncü bendinin çıkarılarak yerine “Satış bedelinin % 6,4595’inin davalılardan …’a muhdesat bedeli olarak ödenmesine; bakiye satış bedelinin taraflara tapudaki ve mirasçılık belgesindeki payları oranında dağıtılmasına” cümlesinin yazılmasına, hüküm sonucunun satış bedeli üzerinden alınacak harca ilişkin altıncı bendi çıkartılarak yerine “Satış bedeli üzerinden alınacak % 011,38 oranında karar ve ilam harcının taraflardan satış bedelinin dağıtılmasına ilişkin oranlarda tahsili ile hazineye gelir kaydına” cümlesinin eklenmesine, hükmün HUMK’nun 438/7 maddesi gereğince değiştirilmiş ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.01.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.