YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/8108
KARAR NO : 2018/12992
KARAR TARİHİ : 10.12.2018
1632 sayılı Askeri Ceza Kanununa muhalefet suçundan sanık … hakkında açılan kamu davasının 6763 sayılı Kanun’la değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi gereğince mağdur sanıkların arasında uzlaştırmanın gerçekleştiğinden bahisle düşürülmesine dair Erzurum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/01/2018 tarihli ve 2017/882 Esas, 2018/7 Karar sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 14/09/2018 gün ve 94660652-105-25-6048-2018-75849 Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/09/2018 gün ve KYB 2018/75849 sayılı ihbarnamesi ile dairemize sunulmuştur.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanun’nun 91/1. maddesinin, “Amire veya mafevka fiilen taaruz eden veya fiilen taarruza teşebbüs eden üç seneden, az vahim hallerde altı aydan aşağı olmamak üzere hapsolunur.” şeklinde düzenlenmiş olması karşısında, söz konusu suçun uzlaştırma kapsamında olmadığı anlaşılmakla, mağdur sanıklar hakkında uzlaştırmanın sağlandığından bahisle düşme kararı verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Dairemizin 24.10.2018 tarih ve 2018/6495 Esas – 2018/10790 karar sayılı kararıyla;
Yukarıda sözü edilen kanuni düzenlemeler karşısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Erzurum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/01/2018 tarihli 2017/882 Esas 2018/7 Karar sayılı kararının CMK’nun 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28.11.2018 tarih ve KD-2018/75849 sayılı yazısı ile;
İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; Yerel Mahkemenin verdiği düşme kararının Özel Dairece kanun yararına bozulması karşısında, bozma kararının 5271 sayılı CMK’nun 309/4-c maddesi gereğince “aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere” verilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 ve 310. maddelerinde düzenlenen kanun yararına bozma kurumu; hâkim veya mahkemelerce verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasında, kanun yararına bozma sonrası yapılacak işlemler, bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ve bozma kararının etkileri, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrım yapılarak ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Düzenlemede; kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama saptanırken, öncelikle “karar” ve “hüküm” ayrımı gözetilmiş ayrıca mahkûmiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür.
5271 sayılı CMK’nun 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir kararın kanun yararına bozulması halinde aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için, verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise anılan fıkranın (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, “tekriri muhakeme” yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir. 5271 sayılı CMK’nun 4. fıkrasının (d) bendi gereğince bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde ise cezanın kaldırılmasına karar verilecek, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi durumunda bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi gereğince kanun yararına bozma istemi, davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışında kalan hükümlere ilişkin olduğundan aleyhe sonuç doğurmaz ve yeniden yargılama da yapılamaz. Başka bir ifadeyle mahkûmiyet hükmü dışında kalan davanın esasını çözen hükümlerin hangi nedenle olursa olsun kanun yararına bozulması, aleyhe sonuç doğurmayacak ve yeniden yargılama yapılmasını da gerektirmeyecektir. Bu hükümlerin, kanun yararına bozulmasının aleyhe sonuç doğurmayacağı ve yeniden yargılama yapılmayacağı kanunun açık hükmü gereğidir. 5271 sayılı CMK’nun 223. maddesinde mahkemece verilen kararlardan hangilerinin hüküm olduğu açıklanmıştır. Buna göre; “mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararları” birer hükümdür. Yine “adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları” da kanun yolu bakımından hüküm sayılır. Bunlardan mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine dair hükümlerin uyuşmazlığı sona erdiren, davanın esasını çözen nitelikteki hükümler oldukları konusunda öğretide genel bir mutabakat bulunmaktadır.
03.06.1936 gün ve 129-11 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da; zamanaşımı, genel af ve davadan vazgeçme gibi düşme nedenlerinden birine dayanılarak verilen mahkeme kararlarının da davanın esasını çözümleyen ve suçlular hakkında kazanılmış hak sağlayan kararlardan olduğu vurgulanmıştır. Adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları, kanun yolu bakımından hüküm sayılmakla birlikte, davanın esasını çözen nitelikteki kararlardan değildir. Ayrıca, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinde sayılan hüküm çeşitleri arasında yer almayan durma kararlarının da davanın esasını çözen kararlardan olmadığı açıktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 gün ve 2-6 sayılı kararında düşme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere bozulmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından benzer bir kararda (10.10.2006 gün ve 2006/186-209 sayılı) da, düşme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi kapsamında kalan mahkumiyet dışında davayı esastan çözen bir karar olduğu vurgulanmıştır.
Yapılan açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Yerel Mahkemece CMK’nun 254/2 ve 223/8. maddeleri uyarınca verilen uzlaştırma nedeniyle düşme kararının, 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinde sayılan ve davayı esastan çözen mahkûmiyet dışında bir karar olduğu noktasında yargısal kararlarda bir görüş birlikteliği bulunmaktadır. Bu nedenle incelemeye konu Erzurum 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen 23.01.2018 tarihli kararın Yüksek Dairece CMK’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kanun yararına bozulmasına karar verildikten sonra, aynı Kanun maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi gereğince bozmanın “aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere” olduğunun belirlenmesi gerekirken, “müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine” karar verilmesi, Kanuna aykırı görüldüğünden, 5271 sayılı CMK’nun 308. maddesi uyarınca olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.
SONUÇ VE İSTEM :
“Açıklanan gerekçelerle;
1-) Yüksek Dairenizin, 24.10.2018 gün ve 2018/6495 esas, 2018/10790 sayılı kararının kaldırılması,
2-) Kanun yararına bozma istemi doğrultusunda Erzurum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2018 tarih ve 2017/882 esas, 2018/7 sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca “aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere bozulmasına” karar verilmesi,
3-) Yüksek Daireniz aksi kanaatte ise dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR:
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/11/2018 tarih ve 2018/75849 sayılı itiraz istemi yerinde görülmüş olduğundan 6352 sayılı Kanun ile değişik CMK’nun 308/3. maddesi gözetilerek itirazın kabulüne,
2-Dairemizin 24/10/2018 tarih, 2018/6495 Esas ve 2018/10790 sayılı bozma kararının kaldırılarak yeniden yapılan incelemede;
Yukarıda sözü edilen kanuni düzenlemeler karşısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Erzurum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/01/2018 tarihli 2017/882 Esas, 2018/7 Karar sayılı kararının, CMK’nun 309/4-c maddesi uyarınca aleyhte sonuç doğurmamak ve yeniden yargılamayı yapılmamak üzere BOZULMASINA, 10/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.