Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/21813 E. 2015/26523 K. 09.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/21813
KARAR NO : 2015/26523
KARAR TARİHİ : 09.06.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hırsızlığa teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2008 tarih ve 2008/4-192-214 E. K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, sanığın yüzüne karşı verilen kararda, kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcı açısından “tefhim ve tebliğden itibaren” denilmek suretiyle yanıltma yapıldığı, sanık …’ın da kendisine henüz bir tebligat yapılmadan önce 27/05/2009 tarihinde temyiz talebinde bulunduğu dikkate alınarak, vaki yanıltma nedeniyle temyiz istemi öğrenme üzerine ve süresinde olduğundan temyiz isteminin reddine ilişkin 02/06/2009 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hırsızlık suçu, bir başkasının taşınır malının, rızası olmaksızın alınması ile oluşur. …’nın geçerli olabilmesi için bulunması gereken koşulların varlığı hâlinde zilyedin rızası bir hukuka uygunluk nedeni teşkil edecek ve suç oluşmayacaktır. Failin kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla hareket etmesi yeterli olup, bunun fiilen temini şart değildir. Bu yarar, maddi veya manevi olabilir. Almak fiilinden maksat, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesidir. Bu tasarruf olanağı ortadan kaldırılınca suç da tamamlanır.
Hırsızlık yapmak amacıyla hareket eden sanıklardan … gözcülük yaparken …’ın, … Mahallesi muhtarlık binasının kapısını levye ile zorlayarak kırdığı, içeride çalacak bir şey bulunmaması nedeniyle sanıkların olay yerinden ayrıldıkları iddia edilen somut olayda, sanık savunmaları, tanık ve müşteki beyanları, yakalama tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre her iki sanık tarafından hırsızlığa teşebbüs ve sanık …… tarafından kamu malına zarar verme suçunun işlendiği sabit olmakla, mahkumiyete yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; dosya içerisindeki adli sicil kayıtlarına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
A-Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıkların kasten işledikleri suçlardan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin a, b, d, e bentlerinde sayılan haklar yanında, aynı maddenin 3. fıkrasında düzenlenen istisna dışında kalması nedeniyle, kendi alt soyu dışındaki kimseler bakımından 1.fıkranın (c) bendinde yer alan velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunma haklarından da hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin tamamen çıkartılıp yerlerine, “5237 sayılı TCK’nın 53.maddenin 3.fıkrası uyarınca, 1.fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B- Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Müştekinin, yargılama aşamasında verdiği ifadesinde; “… kapıya verilen zarardan dolayı 250 YTL bir zarar söz konusudur, zarar da giderilmiştir, sanıklar hakkında şikayetçi değilim.” şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanık … ….’nın şikayetçinin zararını giderip gidermediği araştırılarak, mala zarar verme suçu yönünden 5237 sayılı TCK’nın 168/2 maddesinde düzenlenen “etkin pişmanlık” hükümlerinin bu sanık açısından uygulanabilirlik koşullarının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.06.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.