YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19914
KARAR NO : 2015/20556
KARAR TARİHİ : 16.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı Asil … ve vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların murisi …’nın avukatı olarak, çeşitli davalarda vekalet görevini yerine getirdiğini, vekalet veren …’nın, 25.11.2011 tarihinde vefat ettiğini, takip etmiş olduğu davalar nedeniyle ücret ve masraf alacaklarının bulunduğunu, davalı mirasçılar tarafından kendisine vekalet verilmediği gibi, alacaklarının da ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 65.000 TL alacağının, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, 20.9.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile de talep miktarını 84.942,19 TL’ye çıkarmıştır.
Davalılar, murisleri tarafından gerek masraf gerekse vekalet ücretlerinin davacıya ödendiğini, davacının kendilerinden ücret talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, murisin ölüm tarihi itibariyle derdest ve sonuçlanmış olan davalar nedeniyle %10 oranında tespit edilen vekalet ücretlerinden, derdest olan davalar nedeniyle 1/2 oranında indirim yapılmak suretiyle, davanın kısmen kabulüne, 64.843,00 TL’nin 19/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 513. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 397.) maddesi gereğince, kural olarak vekalet sözleşmesi, vekilin veya vekalet verenin ölümü ile kendiliğinden sona erer. Dava konusu olayda da davacı avukat, davalıların murisi Serhat Karaca’nın vekili iken, adı geçenin 25.11.2011 tarihinde ölümü üzerine, davacı ile Serhat Karaca arasındaki vekalet sözleşmesi kendiliğinden sona ermiştir. Murisin ölüm tarihi itibariyle bir kısım dosyaların sonuçlanmış olmasına rağmen, bir kısım dosyaların ise henüz sonuçlanmamış olup derdest olduğu, davalı mirasçılar tarafından davacı avukata vekaletname verilmediği, derdest olan dosyaların başka bir avukata vekalet verilmek suretiyle takip edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı ile davalı mirasçılar arasında vekalet ilişkisi kurulmamışsa da, davalı mirasçılar, murisin borçlarından müteselsilen sorumlu olduklarından, murisin davacıya karşı ödemekle yükümlü olduğu vekalet ücretlerinden de müteselsilen sorumludurlar. Bu itibarla davacı avukatın, murisin ölüm tarihi itibariyle kesinleşen dosyalar bakımından vekalet ücretlerinin tamamını davalı mirasçılardan talep etme hakkı olduğu, buna karşılık murisin ölüm tarihi itibariyle devam edip henüz kesinleşmeyen dosyalar bakımından ise, sarf etmiş olduğu emek ve mesaiye, hak ve nesafete göre belirlenecek bir ücrete hak kazandığı kabul edilmelidir.
Dava konusu olayda da, mahkemece bu doğrultuda ücret takdiri yapılmakla beraber, ücret konusu olan her bir dosya nedeniyle ayrı ayrı değerlendirme yapılmamış, derdest olan tüm dosyalar yönünden Avukatlık Kanunu’na göre hesaplanan vekalet ücretlerinden aynı miktarda (1/2 oranında) indirim yapılmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Oysa ki sarf edilen emek ve mesai ile hak ve nesafete göre belirlenecek olan ücretin, her bir dosya yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği izahtan varestedir. O halde mahkemece, davacının her bir dava yönünden, gerekçeleri ile birlikte ayrı ayrı hak ve nesafete göre hak kazanmış olduğu ücret belirlenerek, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, açıklanan bu husus göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
2-Davacı avukat tarafından, davalıların murislerine vekaleten takip edilen ve murisin ölüm tarihi itibariyle derdest olan … Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2010/133 esas sayılı tapu iptal ve tescil davasında, harca esas dava değeri 155.000 TL olarak gösterilmiş, peşin harç miktarı da bu değer üzerinden yatırılmış olup, vekalet ücreti hesabına esas alınacak olan dava değerinin bu miktar olması gerekirken, murisin ölüm tarihinden sonra ıslah edilen dava değeri üzerinden vekalet ücreti hesaplanmış olması da usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ:1. bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün taraflar yararına, 2. bent gereğince davalılar yararına BOZULMASINA, 3. bent gereğince, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına. 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 16/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.