Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/2300 E. 2011/18143 K. 06.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2300
KARAR NO : 2011/18143
KARAR TARİHİ : 06.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacılar, dava dışı Esen Yılmaz’ın davalı aleyhine açmış olduğu … 9. ATM.nin 2002/1167 esas sayılı davasını vekil olarak takip etmek, ayrıca aynı kişiye karşı cezai şart ve maddi tazminat davası açmak üzere davalının kendilerine vekaletname verdiğini, yapılan sözlü anlaşma gereğince, dava değerleri üzerinden %15 oranında vekalet ücreti ödenmesinin kararlaştırıldığını, ne var ki davalar devam etmekte iken davalı tarafından haksız olarak azledildiklerini, vekalet ücretlerinin ve yapmış oldukları masrafların da ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, haksız azil nedeniyle toplam 148.267.156.000 TL vekalet ücreti alacağından, şimdilik 5.000,00 TL ile 5.000,00 TL de masraf alacağının azil tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemişler, ıslah dilekçeleriyle de talep miktarını 50.500,00 TL’ye çıkarmışlardır.
Davalı, davalarla ilgili kendisine bilgi vermeyen davacı avukatları haklı nedenle azlettiğini, %15 üzerinden sözlü bir anlaşma yapılmadığını, masraf ve avansların da peşin ödendiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu ve tüm delillere göre azlin haksız olduğu benimsenerek, davacının ıslah dilekçesi de dikkate alınmak suretiyle, davanın 50.500,00 TL üzerinden kabulüne, bu miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
2011/2300-18143
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, vekalet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı avukatlar, haksız azil nedeniyle ödenmeyen vekalet ücretleri ile davalı müvekil nam ve hesabına … oldukları masraflardan kaynaklanan alacaklarının tahsilini istemişler, alınan bilirkişi raporunda, davacıların takip etmiş oldukları davaların müddeabihleri üzerinden mahkemenin takdirine göre belirlenecek olan %10 ile %20 arasındaki vekalet ücretlerinin ödenmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece de davacının ıslah dilekçesinde bildirmiş olduğu, takip edilen her bir davanın müddeabihinin %15’i oranındaki vekalet ücretleri ile yapılan masraflar toplamı olan 50.500 TL üzerinden hüküm kurulmuştur.
Davacı avukatlara ödenmesi gereken vekalet ücretinin tespit edilebilmesi için öncelikle, uyuşmazlığa uygulanacak Avukatlık Kanunu hükümlerinin belirlenmesi zorunludur. Bilindiği üzere, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 2.5.2001 tarihinde 4467 sayılı Yasa, 13.1.2004 tarihinde de 5043 sayılı Yasa ile değişikliğe uğramıştır. 13.1.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5043 sayılı Yasanın 7. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununa eklenen “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin olarak hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu kanunun değişik hükümleri uygulanır” hükmünü içeren geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesince 8.2.2008 tarihinde iptal edildiğinden, avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.
Dava konusu olayda taraflar arasında yazılı bir avukatlık ücret sözleşmesi bulunmadığı gibi, davacıların iddia ettikleri gibi, taraflar arasında dava değerlerinin %15’i üzerinden ücret ödenmesi konusunda şifai bir sözleşmenin yapıldığı da kanıtlanamamıştır. Bu itibarla, az yukarda açıklanan nedenlerle davacı avukatlara ödenmesi gereken vekalet ücretinin tespitinde, sözleşme ilişkisinin kurulduğu, avukatlık hizmetinin verildiği dava tarihleri olan 1.8.2002, 13.8.2002, 28.11.2002 tarihleri itibariyle yürürlükte olan 1136 sayılı Yasanın, 2.5.2001 tarihinde 4667 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki, ancak 13.1.2004 tarihinde 5043 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önceki hükümlerinin esas alınması gereklidir. Anılan yasanın 4467 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki 164. maddesinin 4. fıkrasında “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu hallerde değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde ise asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın sonucuna ve avukatın emeğine göre değişmek üzere ücret anlaşmazlığı tarihindeki dava değerinin yüzde beşi ile yüzde on beşi arasındaki bir miktar, avukatlık ücreti olarak belirlenir.” Hükmü bulunmakta olup, vekalet görevinin ifa edildiği davalar, değeri para ile ölçülebilen işlerden olduğundan, mahkemece her bir dava değerinin yüzde beşi 2011/2300-18143
Ile onbeşi arasında takdir edilecek vekalet ücretlerinin ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, Avukatlık Kanununun 13.1.2004 tarihinde 5043 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten sonraki 164/4 maddesinde öngörülen müddeabihin %10’u ile %20’si arasındaki oranlarına ve davacının ıslah dilekçesindeki talebine göre, %15 üzerinden belirlenen vekalet ücretlerinin tahsiline karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Avukatlık Kanununun 173/2. maddesinde, “Avukata tevdi edilen işin yapılması veya yapıldıktan sonra sonucunun alınması için gerekli bütün vergi, resim, harç ve giderler, iş sahibinin sorumluluğu altında olup, avukat tarafından ilk istekle avukata veya gerektiği yere ödenir. Bu harcamaların avukat tarafından yapılabilmesi için yeteri kadar avansın iş sahibi tarafından verilmiş olması gerekir.” Hükmü mevcut olup, bu hüküm gereğince, işin görülmesi için gerekli olan tüm masrafların iş sahibi tarafından işin başında avukata ödenmiş olduğu karine olarak kabul edilmeli, bunun aksini ileri süren, başka bir ifade ile müvekkilinden masraflar için avans almadığını iddia eden avukatın da, bu iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğu kabul edilmelidir. Dava konusu olayda davacı avukatlar, “masrafların işin başında alınmadığı” konusundaki bu ispat yükümlülüğünü yerine getiremediklerinden, davalara ilişkin tüm masrafların işin başında avukatlara verildiğinin kabul edilmesi gerekirken, mahkemece davalar için yapılan masrafların da davalıdan tahsiline karar verilmiş olması, ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 06.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.