YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/882
KARAR NO : 2018/8003
KARAR TARİHİ : 11.12.2018
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Osmaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 12.07.2003 gün, 2003/270 esas ve 2003/321 sayılı kararı ile sanıklar hakkında, 765 sayılı TCK’nin 495/1, 59, 31, 40 ve 36. maddeleri uyarınca 8’er yıl 4’er ay ağır hapis cezası ile hükümlülüklerine karar verildiği, anılan kararın sanıklarca temyizi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 28.09.2004 gün ve 2004/6520 esas, 2004/10291 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği;
01.06.2005 tarihinde, 5237 sayılı TCK’nin yürürlüğe girmesi üzerine, ilk derece Mahkemesi tarafından dosya ele alınıp, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda verilen 01.07.2005 tarihli ek karar ile, sanıklar hakkında, 5237 sayılı TCK.nun 149/1-c ve 62.maddeleri uyarınca 8’er yıl 4’er ay hapis cezası ile hükümlülüklerine karar verildiği, bu kararın ise ilgililerine tebliğ edilmediği;
Yerel Mahkemece, bu kez 28.04.2006 gün ve 2006/254 Değişik iş sayılı karar ile, “Hükümlüler hakkında yeniden değerlendirme yapılırken takdir hakkının kullanımı ve hükümlülere verilecek cezaların bireyselleştirilmesi gereklidir. Yargıtay’ın içtihatları da nazara alındığında bu inceleme ve değerlendirmenin evrak üzerinden yapılacak inceleme ile değil, duruşma açılarak yapılması zorunluluk arz etmektedir” gerekçesiyle, 01.07.2005 tarihli kararın kaldırılıp, hükümlüler hakkındaki dosyanın esastan karar verilmek üzerine yargılama yapılmasına ve duruşma açılmasına karar verildiği;
2006/192 esas sayısına kayıt edilen dava dosyasının duruşmalı olarak gerçekleştirilen yargılaması sonucunda, verilen 08.06.2006 gün ve 2006/192 esas, 2006/249 sayılı kararda, her iki sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 149/1-c, 168/3 ve 62.maddeler uyarınca; 5’er yıl 6’şar ay 20’şer gün hapis cezasıyla mahkumiyetlerine karar verildiği;
Katılan … vekili tarafından, anılan bu karara karşı verilen temyiz dilekçesi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17.04.2014 gün ve 2011/20878 esas, 2014/7655 karar sayılı ilamıyla; “Sanık hakkında verilen 12.07.2003 gün, 2003/270-321 sayılı kararın sanıklar savunmanının temyizi üzerine Dairemizce onanarak kesinleştiği, 5237 sayılı TCY’nin yürürlüğe girmesi üzerine sanıklar hakkında dosyadaki belgeler incelenerek duruşma açılmadan 01.07.2005 tarihli sanıkların 5237 sayılı Yasanın 149/1-c ve 62.maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile hükümlülüklerine karar verildiği, anılan bu kararlarda başvurulacak yasa yolu açıklanırken, “İtirazı olanaklı” denmesiyle yetinildiği, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin tam olarak belirtilmediği; sonradan yürürlüğe giren lehe hükümler nedeniyle kesinleşmiş mahkumiyet hükümlerinin yeniden ele alınarak lehe olan yasanın belirlenmesinde uygulanacak yöntem 5252 sayılı Kanunun 9/1.maddesi ile düzenlenmiştir. Mahkemelerin kararlarına karşı itiraz sadece Yasada açıkça gösterilen hallerde mümkün olduğu ve uyarlama yargısı sonunda verilen bu tür kararların da hüküm niteliğinde olduklarından 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesindeki istisnalar dışında da bulunduğu dikkate alındığında;
İster duruşmalı yargılamada, isterse evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda verilmiş bulunsun, sonraki lehe Yasa nedeniyle yapılan uyarlama ile ilgili, verilen ek kararlara karşı temyiz yasa yoluna başvurulabilecektir. 5271 sayılı CMK’nin 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuru olması koşuluyla Yasa yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılmanın başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı” gerekçesiyle, ilk derece Mahkemesinin 08.06.2006 gün ve 2006/192 esas, 2006/249 sayılı kararı yok hükmünde olduğu belirlenip, 01.07.2005 günlü ilk uyarlama kararındaki yasa yolu ve yönteminin de hatalı olması nedeniyle, 01.07.2005 günlü uyarlama kararının, açıklamalı olarak usulüne uygun şekilde hükümlülere tebliğ edilmesi için dava dosyasının mahalline iade edildiği;
Belirtilen eksikliğin giderilmesinden sonra, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 19.12.2017 gün ve 2014/12624 esas, 2017/6121 karar sayılı ilamıyla; 01.07.2005 gün 2003/270 esas ve 2003/321 ek karar sayılı uyarlama kararının katılan … ve müdafine tebliğ edilmesi için dosyanın mahalline iadesine karar verildiği, Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından anılan hükmün, katılan vekiline tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında;
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda verilen ve karara karşı başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin usulüne uygun olarak gösterilmediği 01.07.2005 günlü ek karardan sonra verilip, temyiz merciince “Yok hükmünde olduğu” kabul edilen 08.06.2006 gün ve 2006/192 esas, 2006/249 sayılı kararı yüzüne okunan katılan vekilinin 09.06.2006 tarihli süre tutum niteliğindeki dilekçe ile temyiz davası açtığı, gerekçeli kararın tebliğini müteakip 13.07.2006 havale tarihli gerekçeli temyiz dilekçesi sunduğu,
Hal böyle olunca;
Katılan vekilinin anılan dilekçe ile 01.07.2005 gün ve 2003/270 esas ve 2003/321 sayılı ek karara yönelik temyiz davası açtığı kabul edilerek yapılan incelemede;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ve 101/1. maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1. maddesi uyarınca kural; lehe yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir.
Ancak,
a) Önceki yasaya göre sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa,
b) Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa,
c) Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa,
Duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
İnceleme konusu karara gelince;
Birlikte yaşayan hükümlüler … ve …’nun, olay günü ziyaret amacıyla bulundukları … ilinde, hükümlü …’nin ebeveyninin ikametlerine komşu olup, sağır ve dilsiz olan mağdure …’nın kolunda gördükleri iki adet bileziği almaya karar verdikleri, yaptıkları plan doğrultusunda, hükümlü …’nin, kahve içme ve fal bakma bahanesiyle mağdurun evine gittiği, saat; 19.00 sularında sigara alma gerekçesiyle dışarı çıkardığı mağdurla birlikte hükümlü …’ın bulunduğu yere doğru yürüdükleri, yanına geldikleri sırada hükümlü …’ın, yüzü görünecek şekilde, başına poşet geçirip mağdurun önüne geçtiği, ardından başındaki poşeti mağdurenin başına geçirip yumruk atarak yere düşürdüğü, hükümlü …’nin de, bağırmasını önlemek için mağdurun ağzını kapattığı, hükümlü …’ın yere yatırdığı mağdurenin boğazını sıkıp darp ettiği sırada, suç ortağı …’nin, mağdurun kolundaki iki adet ziynet eşyasını alıp kaçtığı, …’ın da kısa bir süre sonra peşinden koşup olay yerinden kaçtığı, mağdurun şikayeti nedeniyle soruşturma başlatıldığını öğrenen her iki hükümlünün, birlikte polis merkezine gidip teslim oldukları ve suç konusu iki adet bileziğin yerini gösterip, katılana iadesini sağladıkları olayda;
Hükümlülerin eylemlerinin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa’nın 495/1., 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nin ise 149/1-c maddesinde düzenlenen suçları oluşturduğu dikkate alınarak, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca duruşma açılmak suretiyle, hükümlüler hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama olanağı karar yerinde tartışılıp, sağır ve dilsiz olan mağdurun, beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olup olmadığı araştırılıp, koşullarının bulunması halinde 5237 sayılı TCK’nin 149/1-c maddesi yanında aynı madde ve fıkranın (e) bendi ile de uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Mahkumiyet hükmünün doğal sonucu olan TCK’nin 53. maddesine ilişkin Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün, 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile ortaya çıkan değişikliğin karar yerinde yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 11.12.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.