YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19562
KARAR NO : 2015/20555
KARAR TARİHİ : 16.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … Ltd. Şti vekili avukat… ile davacı vekili avukat …’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 01/10/2008 tarihli “Avukatlık Ücret Sözleşmesi” imzaladığını, sözleşmenin 6. maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalıya 03/11/2011 tarihli ihtar göndererek, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, aynı madde uyarınca 5 yıllık ücret alacağının faiziyle birlikte 7 gün içinde ödenmesini istediğini, 10/11/2011 tarihinde tebliğ edilen ihtara rağmen, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine takip başlattığını, ancak takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle sözleşmedeki cezai şart anlamındaki 5 yıllık ücret toplamının ödenmesi gerektiği” belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, 30.000,00 TL asıl alacak, 1.435,07 TL işlemiş faiz, 59,00 TL noter gideri olmak üzere toplam 31.494,07 TL üzerinden takibe yapılan itirazın iptaline, asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, asıl alacağın %40’ı oranındaki inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 01/10/2008 tarihinde “Avukatlık Ücret Sözleşmesi” yapıldığı, sözleşmenin 03/11/2011 tarihli ihtarla davacı tarafından tek taraflı olarak feshedildiği uyuşmazlık konusu değildir. Davacı sözleşmeyi, 6. maddesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmemiş olması nedeniyle feshettiğini ileri sürerek, yine aynı maddeye dayanarak beş yıllık ücret alacağının tahsili için takip başlatmış, takibe yapılan itiraz üzerine de eldeki davayı açmıştır.
Sözleşmenin 1. maddesinde aylık sabit ücretin 500,00 TL olduğu belirtildikten sonra, 9. maddesinde sözleşme süresinin bir yıl olduğu, kararlaştırılan aylık ücretin her yıl koşullara göre artırılacağı, 10. maddesinde, dönem sonunda sona erdirilmediği takdirde sözleşmenin kendiliğinden bir yıl süre ile aynı şartlarda yenilenmiş sayılacağı, 6. maddesinde de, “İş sahibi işten feragat eder ya da avukata işi kovuşturma olanağı vermezse, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshederse, ya da sözleşmeyle yüklendiği vecibelerden birini yerine getirmezse avukat beş yıllık ücreti karşılığının tamamını isteme ve sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkına sahip olacaktır.” hükümleri bulunmaktadır.
Görüldüğü üzere, taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesi ile, davalı iş sahibinin işten feragat etmesi, avukata işi kovuşturma olanağı vermemesi, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesi ya da sözleşmeyle yüklendiği vecibelerden birini yerine getirmemesi halinde, avukata beş yıllık ücreti karşılığının tamamını isteme ve sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkı verilmiş olup, maddede düzenlenen ve iş bu davanın konusunu oluşturan “beş yıllık ücret karşılığının ödenmesi gerektiğine” ilişkin hükmün, bir cezai şart niteliğinde olduğu kuşkusuzdur.
Oysa ki vekalet sözleşmesi, karşılıklı güvene dayalı bir sözleşme olup, güven, sözleşmenin temelini oluşturan, olmazsa olmaz önemli bir özelliğini teşkil eder. Bu nedenle taraflardan her biri, sözleşmeyi her zaman feshedebilir. (Yasada bu durumda vekil ve müvekkile tanınan hak ve yükümlülükler saklıdır.) Nitekim bu husus 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 512. maddesinde, “Vekalet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir.” 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 396. maddesinde de “vekaletten azil ve ondan istifa, her zaman caizdir.” şeklindeki hükümlerde de açıkça belirtilmiştir. Emredici nitelikteki bu hüküm gereğince müvekkil, vekilini her zaman azletmek hakkından, vekil de her zaman istifa edebilmek hakkından önceden vazgeçemez. Bunun aksini öngören sözleşmeler geçersiz olduğu gibi, istifa ve azil hakkını zorlaştıran kararlaştırmalar da geçersizdir. (Bkz. Dairemize ait aynı yöndeki 1997/7395 E. 1997/8923 K. sayılı 7.11.1997 tarihli kararı) O halde dava konusu olayda sözleşmenin az yukarda belirtilen 6. maddesindeki sözleşmenin feshi durumunda, “beş yıllık ücret karşılığının ödenmesi gerektiğine” ilişkin kararlaştırma da geçersizdir.
Her ne kadar davacının iş bu davadaki talebi, sözleşmenin 6. maddesinde öngörülen, beş yıllık ücret alacaklarından oluşan cezai şart niteliğindeki tazminat istemi olup, davacı az yukarda açıklanan nedenlerle sözleşmenin geçersiz olan bu hükmüne dayanarak cezai şart isteminde bulunamazsa da, somut olay itibariyle 1.10.2008 tarihli sözleşmenin, 10. maddesine göre dönem sonunda sona erdirilmemiş olması nedeniyle birer yıllık sürelerle yenilendiğinin, son olarak da 1.10.2011 tarihi itibariyle ve yine bir yıllık süre için yenilendiğinin, ne var ki davacı avukat tarafından vekalet ilişkisinin, sözleşme süresi sona ermeden haklı olarak feshedildiğinin, bu nedenle de davacının, dönem sonuna kadarki ödenmeyen aylık ücret alacaklarını, “çoğun içinde az da vardır.” kuralı gereğince talep edebileceğinin kabulü gerekir.
O halde mahkemece, az yukarda açıklanan hususlar doğrultusunda, sözleşmeyi haklı olarak fesheden davacının, ödenmeyen dönem sonuna kadarki talep edebileceği aylık ücret alacakları tespit edilip, ayrıca sözleşmenin hizmet hukuk müşavirliği niteliğinde bir sözleşme olduğu da dikkate alınarak, Türk Borçlar Kanunu’nun 408. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 325.) maddesi de değerlendirilmek suretiyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereğince, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı şirket yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 2.151,40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.6.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.