YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/23455
KARAR NO : 2015/26787
KARAR TARİHİ : 15.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle basit kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yöneliksözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanığın, aracıyla trafikte seyir halinde iken diğer sürücülerle tartışmaya başladığı, olay yerine gelen mağdur polis memurlarına yönelik olarak, “sinkaf olun gidin, o. çocukları” diyerek alenen hakarette bulunduğu, müdahale eden polislere saldırarak onları basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, polis merkezindeki kapıya vurup kırarak kapının hasar görmesine neden olduğu, böylece sanığın iki kez hakaret, iki kez yaralama ve bir kez de kamu malına zarar verme suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, mağdur ve tanık beyanları, görgü ve tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçunun düzenlendiği 5237 sayılı Kanun’un 191. maddesinde; koşulları oluştuğu takdirde davanın düşmesi seçeneğine de yer verilmesi sebebiyle, söz konusu hükümlülüğün tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58/6-7. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına dair bölümün çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı hakaret ve basit kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
a-Kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararları açısından; sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 43/1-2 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü ihlal ederek birden fazla katılana karşı hakaret suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, tek bir suçtan hüküm kurulup, verilen cezanın TCK’nın 43. maddesi gereğince arttırılması gerektiği gözetilmeden, iki ayrı suçtan hüküm kurularak fazla ceza tayini,
b-Basit kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet kararları açısından; sanığın, kendisine müdahale eden ve görevlerini ifa eden polis memurlarını yaralayarak direnmesi eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 265. maddesi kapsamında görevi yaptırmamak için direnme suçu kapsamında kaldığı ve sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 43/1-2 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü ihlal etmek suretiyle, birden fazla katılana karşı suçu işlediğinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 265. maddesi gereğince hüküm kurulup, verilen cezanın, aynı Kanun’un 43. maddesi gereğince arttırılması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek ve iki ayrı suçtan hüküm kurularak fazla ceza tayini,
c-Kabule göre de; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçunun düzenlendiği 5237 sayılı Kanun’un 191. maddesinde; koşulları oluştuğu takdirde davanın düşmesi seçeneğine de yer verilmesi sebebiyle, söz konusu hükümlülüğün tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58/6-7. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
d-Basit kasten yaralama suçunun kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlendiği kabul edildiği halde, TCK’nın 86/3-c maddesi gereğince, arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden aynı Kanun’un 86/3-e maddesi gereğince arttırım yapılarak 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.