Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/13263 E. 2015/27213 K. 22.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13263
KARAR NO : 2015/27213
KARAR TARİHİ : 22.06.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkânını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
… şirketinin yetkilisi olan sanık …’ın, Kemer … şubesinde çek hesabı açtırdığı ve kendisi adına 10.07.2009 ve 20.08.2009 tarihlerinde keşide edilmiş 3.500,00’er TL tutarlı hamiline yazılı çekleri yetkisi ve vekaleti bulunmayan …’e imzalatarak şikayetçi …’e ciro etmeksizin vermesi sonucunda, onun da ticari alışveriş karşılığında …’a verdiği, çekin bankaya ibrazında karşılığının çıkmaması üzerine yapılan soruşturma sırasında …’ın çeki kendisinin düzenlemediğini belirterek imza inkarında bulunduğunun iddia edildiği olayda;
1-Failin, önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı ilkesinden hareketle, somut olayda; şikayetçi …’nin aşamalardaki tüm beyanlarında, sanık …’ın 2009 yılının Nisan ayında kendisinden 7.000,00 TL borç aldığını, Mayıs ayında da kendisine suça konu çekleri verdiğini belirtmesi karşısında, önceden doğan borç karşılığında verilen suça konu çekler nedeniyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanıkların beraatları yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2- Önceden verilen açık ya da zımni rıza üzerine imzanın taklit edilerek atılması hallerinde sahtecilik kastından söz edilemeyeceği de dikkate alınarak, sanıklardan …’in aşamalardaki istikrarlı tüm savunmalarında, suça konu çekleri diğer sanığın talimatları doğrultusunda imzaladığını, bu şekilde imzalanıp da ödenen birçok çeklerinin bulunduğunu, aralarında sözlü de olsa bir anlaşmanın bulunduğunu belirterek suçlamaları kabul etmemesi ile şikayetçilerden …’nin suça konu çekleri bizzat sanık …’un verdiğini, ilk çekin karşılıksız çıkması üzerine …’ın çek bedellerini ödeyeceğini söylemesine rağmen, sözünü tutmaması üzerine şikayetçi olduğunu belirtmesi ve sanık tarafından bankaya ödemeden men talimatı verilmemiş olması karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeksizin ortaya çıkarılması bakımından, Halk bankası … şubesinden, … şirketine ait sirkülerdeki imzalar ile benzerlik göstermeyen başka çeklerin bulunup bulunmadığı, bunların sanık … tarafından itirazsız ödenip ödenmediği, suça konu çeklerdeki imzalar ile diğer imzaların benzeyip benzemediği hususları sorularak, gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılması, ayrıca sanıklardan bu şekilde keşide ettikleri çekleri kimlere verdikleri ve buna ilişkin delillerinin bulunup bulunmadığının sorulması ile şikayetçi …’a da aynı şekilde öncesinde bu şekilde verilip de ödenen çeklerin bulunup bulunmadığı sorulup, çeklerin … tarafından sahtecilik kastıyla hareket edilmeden zımni rızaya dayanılarak düzenlenip düzenlenmediğinin tespitinden sonra, sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri yerine, eksik incelemeyle yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.