Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2018/1548 E. 2018/9605 K. 20.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1548
KARAR NO : 2018/9605
KARAR TARİHİ : 20.11.2018

…….
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. …….
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Eldeki davada, mahkemece verilen ilk kararda davacının 10.07.2004 tarihinden itibaren davalı işveren nezdinde geçen hizmetlerinin tespitine karar verilmesi ve bu hususa yönelik bozma sebebi yapılmaması karşısında, bozma ilamına uyularak verilen ve inceleme konusu edilen eldeki kararda davacının, 10.07.2004 yerine, yanılgılı değerlendirme ile 01.07.2004 tarihinden itibaren hizmetlerinin tespitine karar verilmesi,
Tespitine karar verilen 01.07.2009-31.12.2009 tarihleri arasında günlük prime esas kazanç miktarının 23,10TL olduğunun gözetilmemesi,
Yargılamada kendisini bir vekille temsil ettiren davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinin infazda tereddüt oluşturacak biçimde “davalıdan”, yargılama giderlerinin ise talebi aşar biçimde “davalılardan müştereken ve müteselsilen” tahsiline karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hükmün 1. bendinde yazılı bulunan “01.07.2004” tarihinin silinerek yerine, “10.07.2004” yazılmasına, ayı bentte yazılı bulunan “23,20TL” miktarının silinerek yerine, “23,10TL” yazılmasına; 3. bendinde yazılı bulunan “davalıdan” sözcüğünün silinerek yerine, “davalılardan” yazılmasına, 4. bendinde yazılı bulunan “davalılardan müştereken ve müteselsilen” sözcüğünün silinerek yerine, “davalılardan” yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, fazladan alınan temyiz harcının istek halinde davalılardan …’e iadesine, 20.11.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.

…….