Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/9629 E. 2011/18256 K. 07.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9629
KARAR NO : 2011/18256
KARAR TARİHİ : 07.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı ile 1980 yılından beri terlik ve ayakkabı imalatı yapmak üzere adi ortaklık kurduklarını, bu ortaklıkta kar ve zararın eşit paylaşılacağının kararlaştırıldığını, 2004 yılı Ekim ayı sonunda ortaklıklarını sona erdirdiklerini, davalının işyerinde bulunan makine ve demirbaşları kullanıp imalata devam etmesi karşılığında işyerindeki ½ hissesine karşılık aylık 200, 00 TL, demirbaşlardaki ½ hissesine karşılık aylık 50, 00 TL ödemesi hususunda anlaştıklarını, işyerinde ortaklık devam ederken biriktirdikleri ve kasada muhufaza edilen ziynet eşyaları ile döviz paralarının davalı tarafından alındığını, bunlarla ilgili davalının kendisine ödeme yapmadığını, ortaklık sona erdiğinde stoklarında bulunan mallardan tarafına sadece 1370, 00 TL ödeme yapıldığını bakiye 4005 TL stoktaki mallardan alacaklı olduğunu ileri sürerek 2004 kasım ayından itibaren tarafına ödenmesi gereken ecrimisil bedeli olan 3000 TL ile ziynet eşyalarından payına düşen 10.943, 00 TL ile stoktaki mallardan payına düşen 4005 Tl nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile yaklaşık 45 sene ortak olarak terlik ve ayakkabı imalatında çalıştıklarını, işyerinde bulunan mallar ve makinelerle ilgili aralarında herhangi bir anlaşmanın mevcut olmadığını, davacının % 50 ortak olduğunu, ortaklık hissesini davacının satın almaya hazır olduğunu ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının ecrimisil talebinin kabulüne, diğer taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
2011/9629-18256
Davacı ile davalı arasında adi ortaklık kurulduğu ve bunun tasfiye edilmediği tarafların kabulündedir. Davacının bu davadaki istek kalemleri nazara alındığında adi ortaklığın fesih ve tasfiye talebini de içerdiği kabul edilmelidir. Hal böyle olunca taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkinin B.K nun 520 vd maddeleri gereğince tasfiyesini gerektirir. BK’nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütun mal varlıgının belirlenip ortakların birbirleri ıle alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmun bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK’nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, ortaklığı yöneten ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gosterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık cıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edilecegi taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkeme tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık mallarının mevcut olanların satılmasına şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilen gelirden veya malların belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir. Mahkemece adi ortaklığın tasfiyesinden sonra davalının davacıya borçlu olup olmadığının belirlenerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 7.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.