YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1475
KARAR NO : 2018/9740
KARAR TARİHİ : 20.12.2018
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Suç tarihinde Kartal Belediyesinde başkan yardımcısı olarak görev yapan sanıklar … ve …, istimlak şefi olan … ve … ile hukuk işleri müdürü …’nun, mülkiyeti belediyeye ait … parselde kayıtlı taşınmazın devri karşılığında üç adet inşaat yapılması ve ilave bedelin belediyeye ödenmesine ilişkin ihale sırasında mevzuata aykırı işlemler yapmak suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla açılan kamu davasında; sanıklardan …’ın suça konu ihale süreci tamamlandıktan sonra göreve başladığını, diğer sanıkların ise bir kısım ihale işlemleri ile ilgili görev ve sorumluluklarının bulunmadığını, katıldıkları işlemlerin ise mevzuata uygun olduğunu savunarak yüklenen suçu kabul etmedikleri nazara alınarak; görevlendirme tarihinde yürürlükte bulunan Belediye Zabıta Yönetmeliğinin 62. maddesinin “Belediye Zabıtası memurlarına zabıta hizmetleri dışında bir görev yüklenemez” ve yine 13/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanununun 51. maddesine dayanılarak çıkarılan ve 11/04/2007 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Belediye Zabıta Yönetmeliğinin 42. maddesinin “Belediye Zabıta görevlilerine zabıta hizmetleri dışında bir görev verilemez. Ancak olağanüstü hallerde mülki amir veya belediye başkanının emri ile geçici olarak hizmetin gerektirdiği başka görevler de verilebilir.” şeklindeki hükümleri karşısında; zabıta komiseri olarak görev yapan sanık …’in, suça konu işlemlerle ilgili olarak görevlendirilip görevlendirilemeyeceğinin araştırılması, görevlendirmenin yasal olmadığının belirlenmesi ve koşullarının bulunması halinde gerçekleştirdiği eylemlerden TCK’nın 40/2. maddesi uyarınca ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabileceğinin gözetilmesi, tüm sanıkların suç tarihindeki görev ve sorumlulukları belirlenmek suretiyle her birinin ihale sürecindeki iş ve işlemlere hangi şekilde katıldıkları tespit edilip ayrı ayrı sorumluluklarının irdelenmesi ve buna bağlı olarak TCK’nın 257. maddesinde bir zarar suçu olarak düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için norma aykırı davranışın yeterli olmadığı, objektif cezalandırma şartlarının da gerçekleşmesi gerektiği cihetle, bu husus üzerinde durulup, Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230/2 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, katılanı, Cumhuriyet savcısını ve herkesi tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler sonucunda mahkemenin ulaştığı kanaatin, iddia ve savunmaya ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması kurallarına da uyulmak suretiyle sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme sonucu ve gerekçesiz olarak yazılı şekilde beraat kararları verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.