YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/627
KARAR NO : 2018/18156
KARAR TARİHİ : 05.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın konusuz kalması sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ile davalı …… vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava dilekçesinde, davacıların dava konusu vakfın kurucusu …… Akyürek’in saklı pay hakkına sahip mirasçıları olduğu, …… senedinin 6. maddesi gereği …… gelirlerinin %20 sinin saklı paylı mirasçılara bırakıldığı ileri sürülerek 01.01.2002-31.12.2009 arası için dava devam ederken ödenen 80.000,00 TL’den bakiye kalan 15.640,00 TL’nin yasal faizi ile tahsili istenmiş, 02.12.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talep 77.500,60 TL’ye yükseltilmiştir. Davanın ıslah edilen miktar üzerinden kabulüne dair mahkeme kararı (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince; vakfın 01.01.2002-31.12.2009 dönemleri için her takvim yılı için vakfın net geliri tespit edilerek bu miktar üzerinden ödenecek miktar belirlenmesi, sonrasında ……ça bu dönem için yapılmış olan ödemeler mahsup edildikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği ve davacılara ödenmesi gereken miktarlar ve faiz başlangıçlarının infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde her davacı … yıllar açısından ayrı ayrı belirtilmesi gerektiği yönünde bozulması üzerine mahkemece bozma ilamına uyarak davalı …… tarafından dava devam ederken borcun ifa edildiği, ancak geç ödenen miktarla ilgili talep edilen faiz alacağının ne kadar olduğu ile ilgili talepte bulunulmadığı ve harcı ödenmek suretiyle dava konusu yapılmadığı bu sebeple faiz hesabı yapılmasına gerek olmadığı gerekçeleri ile konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davacılar vekili faiz yönünden, davalı …… vekili ise yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden hükmü temyiz etmişlerdir.
Dava, …… kurucusunun yasal mirasçıları tarafından …… aleyhine açılan …… senedinin 6. maddesinden kaynaklanan alacağın faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu …’nın 04.07.1989 tarihinde merhum …… Akyürek tarafından tesciline karar verilen yeni bir …… olduğu, yürürlükte bulunan …… senedinin 6. maddesine göre ‘vakfın gelirlerinin %20’si, istekleri ve hakları sabit olması durumlarında vakfedenin saklı pay mirasçılarına bırakıldığı,’ …… 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 1990/881-1266 sayılı mirasçılık belgesine göre davacıların vakfedenin saklı payına sahip mirasçıları oldukları, bu nedenle …… senedinin 6. maddesine dayanılarak 1996-2001 dönemi için … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/505 E.-2009/586 K. ve 2002-2009 arası dönemi için ise … 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/122 E.-293 K. sayılı ilamları ile tahsile karar verildiği, eldeki davada ise 01.01.2002-31.12.2009 dönemi için eksik ödenen kısım için dava dilekçesi ile 15.640,00 TL, daha sonra 02.12.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile de talep edilen miktar toplamda 77.500,60 TL’ye yükseltilerek bu miktarın her dönem için yasal faizi ile birlikte tahsilinin istendiği anlaşılmaktadır.
1. Davacılar vekilinin alacağa faiz işletilmesi gerektiğine dair temyiz yönünden;
Öncelikle konunun çözüme kavuşturulması bakımından faiz kavramı ve yasal dayanakları üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Faiz; para alacağının medeni semeresidir. Başka bir ifade ile faiz, ödünç akdi veya başka bir hukuki muamele yahut fiil neticesinde başka bir kimseden alacaklı duruma geçen kimsenin para alacağının karşılığı ve bir nevi ücret ve kirası olarak tanımlanmaktadır. (……… Kanunu Şerhi, C:1, S:41), Bu tanım, faizin genel tanımı olup, faizin türlerine göre çeşitli eklemelerle değişiklik gösterebilmektedir Faiz borcu, asıl alacaktan ayrı fakat ona bağlı bir yan edimdir. Faiz borçları asıl alacağın varlığına bağlıdır ve asıl alacak sona erdiğinde faiz borcu da sona erer (TBK’nin 131/1, BK’nin 113/2. maddesi).
Uygulama ve öğretide baskın görüş olarak, temerrüt (gecikme) faizinin hukuki niteliği, borçlunun para borcunu zamanında Ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetinde varlığını sürdüren, alacaklının zararın varlığını ve miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın borçlunun ödediği ve miktarı yasalarla belirlenmiş asgari, maktu bir tazminat olduğu kabul edilmektedir. (……… … 1995, s.373 vd.) Bu tanımın, gecikme zammını da içerdiği kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.6.1997 tarihli ve 1997/11 E.-278-529 K.; 18.11.2009 tarihli ve 2009/21-435 E. – 544 K. sayılı ilamlarında aynı ilkeler kabul edilmiştir).
Haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede taraflar arasında bir sözleşme olmadığından, akdi faiz değil doğrudan temerrüt faizi söz konusu olur. (…… 16. B. … 2012, s. 611-612.)
Faiz, anaparanın fer’idir (eklentisidir). Yani faiz borcu, asıl alacaktan ayrı fakat ona bağlı bir yan edimdir. Faiz borçları asıl alacağın varlığına bağlıdır ve asıl alacak sona erdiğinde faiz borcu da sona erer. Dolayısı ile asıl alacağa bağlı olarak aynı dava da faiz talep edilmesi ayrıca harca tabi olmadığından, yine (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin bozma ilamında açıkça davacılara ödenmesi gereken miktarlar ve faiz başlangıçlarının infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde her davacı … yıllar açısından ayrı ayrı belirtilmesi gerektiği yönünde bozma yapıldığı da dikkate alındığında, davacılara ödenmesi gereken asıl alacak miktarına faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde faiz taleplerinin reddine karar verilmesi,
2. Davalı vekilinin yargılama gideri ile vekalet ücretine yönelik temyizi yönünden;
Dava dilekçesi ile fazlaya dair haklar saklı tutularak toplam 15.640,00 TL’nin yasal faizi ile tahsili istenmiş, daha sonra ise 02.12.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talep 77.500,60 TL’ye yükseltilmiştir. Dava değeri artık ıslah ile artırılan miktar olup, mahkemece 01.07.2013 tarihinde davacı … için 11.733,04 TL, diğer davacı … için ise 3.911,02 TL ödendiği ve bu ödeme sebebi ile davanın konusuz kaldığı kabul edildiğine göre ıslah ile artırılan miktardan ödenen meblağın mahsubu ile kalan miktar dikkate alınarak yargılama giderleri oranlama yapılarak taraflara taksim edilmesi ve davalı yararına da hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … davalı vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul vc kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 05.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.