Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2018/6614 E. 2018/10727 K. 20.12.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/6614
KARAR NO : 2018/10727
KARAR TARİHİ : 20.12.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme
HÜKÜM : Mahkumiyet

5327 sayılı TCK’nın 205. maddesindeki “resmi belgeyi bozmak, yok etmek ya da gizlemek” suçunun oluşabilmesi için resmi bir belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilmekle birlikte maddi varlığına dokunulmaksızın ondan faydalanma olanağının imkansız hale getirilmesi suretiyle bozulması veya belgenin maddi varlığına son verilerek yok edilmesi ya da belgenin bütünlüğüne dokunmaksızın hak sahibinin ondan yararlanmasını engelleyecek şekilde gizlenmesi gerekmektedir. Failin bir belgeyi ortadan kaldırmak, bozmak veya gizlemekle elde etmek istediği sonuç, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemekten ibarettir. Nitekim, belge ortadan kalkınca veya bozulunca bu yararlanma olanağı kalmayacağından failin elde etmek istediği sonuç da gerçekleşecektir. Gerçek belgenin aslı ortadan kaldırılarak veya bozularak sonuç elde edildiğinde suç da tamamlanmış olur. Belgenin bozulması, yok edilmesi veya gizlenmesinin amacı hak sahibinin suça konu belgeden yararlanmasının önlenmesidir. Diğer bir anlatımla anılan suç, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemek amacıyla kanıt değeri taşıyan belgelerin ortadan kaldırılması, bozulması ya da gizlenmesi suretiyle oluşacaktır.
Dosyada yer alan ve … plaka sayılı araca ait muayene tarihi değiştirilen motorlu araç trafik belgesinin sanık tarafından polis memurlarına ibraz edilmesinden ibaret olayda, herhangi bir hakkın kullanımının engellenmemesi nedeniyle “resmi belgeyi bozmak, yok etmek ya da gizlemek” suçu oluşmaz. Fiilin sabit olması ve aldatma niteliğinin bulunması halinde resmi belgede sahtecilik suçu oluşur. Hükmün gerekçe bölümünde “ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde resmi belge niteliğindeki motorlu araç tescil belgesi üzerinde iğfal kabiliyeti oluşturmayacak şekilde tahrifat yapmak suretiyle atılı suçu işlediği hususunda tam bir vicdani kanı hasıl olmuştur.” denildiği; suç konusu belgenin aslı üzerinde Kurulumuzca yapılan gözlemde de yapılan değişikliğin kolaylıkla anlaşılabilir olduğu; belgede sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığı belirleme yetkisinin mahkemeye ait olmasına rağmen, belgenin duruşmada incelenmediği ve özelliklerinin duruşma tutanağına yazılmadığı anlaşıldığından; suç konusu belgenin duruşma sırasında incelenerek özelliklerinin ve yapılan değişikliğin niteliğinin duruşma tutanağına yazılması, bu olgulara göre aldatma niteliği bulunup bulunmadığının gerekçeli kararda tartışılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile gerekçeyle de çelişki oluşturularak yazılı biçimde mahkûmiyet hükmü kurulması,
2-Kabule göre; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.12.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.