YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/6108
KARAR NO : 2018/13028
KARAR TARİHİ : 10.12.2018
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Beraat
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Her iki hükme yönelik incelemede,
Sanığa duruşma davetiyesi ve defterlerin teslimi için çıkarılan muhtıranın tebliğ edildiği adres ile hükmün gerekçesinde Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü’nce sanığın adresi olarak bildirilen adres aynı olup oto sanayi sitesi içerisinde bulunması, duruşma davetiyesi tebligatının mazbatasında sadece adresin kapalı olduğu şeklinde şerh bulunması ve ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan da şikayette bulunulmuş olması karşısında duruşma davetiyesi tebligatı üzerindeki şerhin sanığın hakkında yapılan yargılamadan haberdar olduğunu belgelendirecek nitelikte olmadığı gözetilmeyerek usulüne uygun olarak duruşma davetiyesi tebliğ edilmeksizin sanığın yokluğunda hüküm kurmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2- İİK’nun 337/a maddesine aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede,
Ticareti terk eden tacir açısından; muhatapların haklarını korumaya yönelik olarak İİK’nun 44. maddesi ile, ticareti terk eden bir tacire; 15 gün içerisinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret sicilin memurluğuna bildirme ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunma, ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan etme ve ilan masraflarını da ödeme yükümlülükleri yüklenmiş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı ise İİK’nun 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun;
1- İİK’nun 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması,
2- Mal beyanında mevcudun eksik gösterilmiş olması,
3- Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi,
4- Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının zarar görmesi ve borçlunun tacir olması gibi…) gerçekleşmesi halinde oluşacağı konusunda gerek uygulamada gerek öğretide herhangi bir duraksamanın mevcut olmaması ve somut uyuşmazlıkta bu eylemden dolayı şikayetçinin zarar gördüğünün dosya içeriğinden anlaşılması karşısında; vergi dairesince yapılan resen terkin işleminin ticaretin en geç terkin tarihi itibarıyla terk edilmiş olduğunu gösterir nitelikte idari bir işlem olduğu, borçlu şirketin sicilden ve vergi dairesi ile kolluk tarafından bildirilen adreslerinde yapılan zabıta araştırmalarında bulunamadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
3- İİK’nun 345/a maddesinden kurulan hükme yönelik incelemede,
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda kurumlar vergisi beyannamelerindeki verilere göre ticari alacakların tahsil kabiliyetinin olmaması ve beyannamelerde gösterilen stokların fiilen bulunmaması halinde borçlu şirketin aktiflerinin pasiflerini karşılamayacağının belirtildiği, zabıta araştırmalarında şirketin kayıtlı adreslerinde bulunmadığının bildirildiği ve borçlu şirketin mükellefiyetinin resen terkin edildiği de gözetilmeksizin sanık hakkında yazılı gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 10/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.