Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/21874 E. 2015/21258 K. 22.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21874
KARAR NO : 2015/21258
KARAR TARİHİ : 22.06.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı; davalı bankadan konut kredisi kullandığını, bu işlem sırasında kendisinden dosya masrafı vb. adlar altında haksız kesinti yapıldığını ileri sürerek, 4.658,75 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş; bu talebini, 20.03.2015 tarihli duruşmadaki beyanı ile artırarak 4.943,80 TL ye yükseltmiş, kendisinden alınan bu masrafların tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, 20.03.2015 tarihinde hüküm “Davacının davasının KABULÜ ile, 4.943,80 TL alacağın 14.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ” şeklinde tashih edilmiş, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkeme 20/03/2015 tarihli celsesinde yargılamayı bitirmiş ve kısa kararını vererek istemin kabulüne 14/05/2014 tarihinden itibaren yasal faize hükmetmiş, gerekçeli kararın son kısmında ise, davacı alacağına 14/05/2014 tarihinden itibaren avans faiz yürütülmesini istemiş ve faize bankaya müracaat tarihi olan 14/05/2014 tarihinden itibaren hükmetmek gerektiğini belirtmiş olması, az yukarıda açıklanan düzenlemelere açıkça aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde iadesine, 22/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.