YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20547
KARAR NO : 2013/12974
KARAR TARİHİ : 10.06.2013
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, 12.12.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremez hale gelen sigortalıya kurumca bağlanan gelir ve yapılan masraflardan oluşan Kurum zararının davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalı …. avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22. maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı (Anayasa Mahkemesinin 23/11/2006 tarihli ve E:2003/10 K:2006/106 sayılı Kararı ile bu fıkrada geçen “sigortalı veya haksahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere” bölümü iptal edilmiştir.) Kurumca işverene ödettirilir.…İş kazası veya meslek hastalığı, 3. birkişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3. kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.” düzenlemesine göre; davaya konu iş kazasında kusurlu olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığı sorumludur.
Kusur raporlarının, 506 sayılı Yasanın 26., 4857 sayılı Yasanın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.4857 sayılı Yasanın 77. maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü
önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar…” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Diğer taraftan, tarafları ve konusu farklı olan sigortalının açtığı tazminat dosyasında verilen karar, rücuan tazminat davalarında kesin hüküm teşkil etmez. Ancak burada verilen karar kesinleşmiş ise güçlü delil teşkil edebilir. Nitekim bu husus, Yargıtay’ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.
Eldeki davada, sigortalı …’in davalı işyerinde çalışırken, elindeki spiral makinesi ile demir profilleri keserken,ayağının altında biriken demir parçalarını temizlemeye çalıştığı esnada,ayağının kayması ile elindeki makinanın demirlerden sekmesi ve diz kapağına gelmesi sonucunda sürekli iş göremez hale geldiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece aldırılan kusur raporunda %70 işveren, %30 sigortalının kusurlu olduğu kabul edilmiş ve bu rapor esas alınmış ise de, sigortalının tazminat davası da açtığı, burada alınan kusur raporunda ise sigortalının %20, işverenin %80 kusurlu olduğu belirlenmekle, mahkemece tazminat dosyasında verilen kararın kesinleşmesi halinde güçlü delil sayılacağı hususu da dikkate alınarak tazminat dosyası celp edildikten sonra, kusur raporları arasındaki belirgin çelişki, mahkemece kazanın meydana geldiği iş kolunda ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişi kurulundan oluşa uygun bir kusur raporu alındıktan sonra ve gerekirse olaya ilişkin tanıkların da ayrıntılı beyanları alınmak suretiyle giderildikten sonra bir karar verilmelidir.
Mahkemece, tazminat dosyasının kesinleşip kesinleşmediği araştırıldıktan ve bu dosyalar getirtildikten sonra oluşa uygun bir kusur raporu aldırılarak hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de, eldeki gibi rücu davalarının vekalet ücretine tabi olduğu ve buna göre ….’nin üçüncü kısmında belirlenen oranlar ve tarifenin 12. Maddeleri gözönünde tutularak vekalet ücreti tayini gerekirken davacı ve davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,10.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.