YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/34099
KARAR NO : 2013/8570
KARAR TARİHİ : 11.03.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu … tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlular vekili, takip borçlusunun vefatı nedeniyle müvekkili olan mirasçıların borçlu duruma düştükleri takip dosyasında, dosyanın işlemsiz bırakılmasından dolayı düşürülmesini, müvekkillerden sadece Muazzez’in hesabına haciz konulmasının usule aykırı olduğunu, bankalara yazılan haciz muhtıralarında belirtilen miktarda borçlarının bulunmadığını belirterek işlemlerin iptalini talep etmiş, mahkemece, zamanaşımı dolmadığından şikayetçi-borçlulardan … hakkında yapılan haczin kaldırılması isteminin reddi ile takibin devamına, şikayetçi borçlulardan … hakkında haciz işlemi yapılmadığından karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
TTK’nun 690.maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun’un 661/1. maddesi gereğince keşideciye karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresi vadeden itibaren 3 yıldır.
İİK.nun 71/2. maddesinde; borçlu takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33/a maddesi hükmünün kıyasen uygulanacağı, İİK.nun 33/a-1. maddesinde de zamanaşımı gerçekleşmişse icranın geri bırakılacağı hususu düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere borçlunun İİK.nun 71. maddesine dayanan isteminin incelenebilmesi, bu istemin belli bir süre içinde ileri sürülmesi koşuluna bağlı değildir (HGK.nun 04.11.1998 tarıh ve 1998/12-763E.-1998/797K.).
Borçlar Kanunu’nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan TTK.’nun 662. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler, dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Ticari işlemlerin itimat, itibar ve sürat gibi özellikleri nedeniyle Türk Ticaret Kanunu’nda daha kısa süreli zamanaşımı süreleri belirlenmiş olup, Borçlar Kanunu’ndaki zamanaşımı süreleri burada uygulanmaz.
TTK.nun 662. maddesinde kastedilen davadan anlaşılması gereken, alacaklı tarafından, kambiyo senetleri hukukuna ilişkin bir talep dolayısıyla yetkili mahkeme nezdinde açılmış bir eda davası olup, ayrıca borçlu tarafından açılacak davada alacaklı durumundaki davalının itirazını defi yolu ile ileri sürdüğü cihetle borçlu tarafından alacaklı aleyhine açılan menfi tespit davasının da bu nedenle zamanaşımını kesmesi gerekir. Nitekim
Yargıtay HGK.nun 20.1.1996 tarih 1996/12–654E.-1996/805K. sayılı kararı ile de aynı ilke kabul edilmiştir. Bu bağlamda, borçlular tarafından açılan istirdat davası ile imzaya itiraz ve takibe konu senedin kambiyo vasfında bulunmadığına ilişkin şikayetin TTK.nun 662. maddesinde belirtilen davalardan olmadığından, zamanaşımını kesmez.
Somut olayda takibin kesinleşmesinden sonraki devrede, şikayetçi borçlu … hakkında 23.01.2009-24.05.2012 tarihleri arasında, şikayetçi borçlu … hakkında 12.09.2008 tarihinden bu yana zamanaşımını kesecek herhangi bir işlem yapılmadığı görülmektedir. Maddi olayın tavsifi taraflara, hukuki değerlendirilmesi hakime ait olup, borçlular vekilinin icra mahkemesine başvurusu, takibin kesinleşmesinden sonraki devreye ilişkin zamanaşımı şikayeti niteliğindedir. TTK’nun 690. maddesinin yollamasıyla bonolar hakkında da uygulanan aynı Kanun’un 661. maddesi uyarınca 3 yıllık zamanaşımı süresi anılan tarihler arasında gerçekleşmiştir.
O halde mahkemece İİK’nun 71.maddesinin göndermesiyle aynı Kanun’un 33/a.maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu …’nin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.