Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/20030 E. 2012/23908 K. 20.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20030
KARAR NO : 2012/23908
KARAR TARİHİ : 20.11.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 27659 TL alacağın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, davalının SGK’dan maaş almadığını bildirerek … İlçe İdare Kurulundan muhtaç olduğuna dair belge ibraz ettiğinden 01.11.1996 tarihi itibariyle yetim aylığı almaya başladığını, sonrasında davalının 01.07.1981 tarihinden itibaren SGK’dan maaş aldığı, muhtaç durumda olmadığının anlaşılması üzerine, …İlçe İdare Kurulu tarafından 04.05.2007 tarih ve 169 sayılı Karar ile davalının 27.12.1996 tarihinden itibaren muhtaç olmadığı yönünde yeniden karar alındığını, dolayısıyla davalının 01.01.1997- 31.08.2006 döneminde kendisine ödenmemesi gereken yetim aylığını haksız olarak aldığından, toplam 27.659,97-TL’sının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf cevabında, müvekkilinin kötü niyetli olmadığı ve kurumu yanıltmadığı, davalının kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığını beyan ederek, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, BK.nun 63.maddesine göre sebepsiz zenginleşen kişinin iade borcu ile yükümlü tutulabilmesi için kötü niyetli olduğunun kanıtlanmasının gerektiği, davalının kötü niyetli olmadığı ve kurumu yanıltmadığı, kaldı ki davacı kurumca davalının kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilemediği, iyi niyetle zenginleşen kimsenin, zenginleşmenin geri verilmesinden dolayı zenginleşme hiç olmasa idi bulunacağı durumdan daha kötü bir duruma düşürülemeyeceği, davalının işlemleri sırasında sağlık kurulu raporuna dayanmış olması, raporun ilçe idare kurulu tarafından kabul edilmiş ve buna göre SSK tarafından davalıya yetim aylığının bağlanmış olmasında davalının kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Dava konusu uyuşmazlık, davacı idare tarafından davalıya yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince, geri alınıp alınamayacağı noktasında toplanmaktadır.Borçlar Kanunu’nun konuya ilişkin 61 ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.Somut olayda, davalının, babasından dolayı yetim aylığı almakta iken, SGK.’dan da aylık aldığının tespit edilmesi üzerine, 5534 sayılı Kanun gereğince, ödenen yetim aylığının, haksız olduğu gerekçesi ile iadesi istenilmektedir.
Her ne kadar 5434 sayılı Kanunun 121/2. md. göre “Herhangi bir nedenle sandık tarafından ilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, bu hatalı işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek 5 yıllık tutarları tahsil edilir. Tahsilin ne şekilde yapılacağı yönetmelikle düzenlenir” hükmüne yer verilmiş ise de 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 92/3.maddesi gereğince 2022 sayılı Kanuna eklenen geçici bir madde gereğince “Bu Kanun kapsamındaki kişilere bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yersiz ödenen ve geri alınması gereken aylıklar ile bunlardan doğan ceza ve faizler terkin edilmiştir. İlgililer hakkında herhangi bir idari ve icrai takibat yapılamaz” hususu düzenlenmiştir.Dava konusu olayda, 01.01.1997 – 31.08.2006 tarihleri arası davalıya 2022 sayılı Kanun gereği yersiz olarak ödenen aylıkların iadesi istenmektedir.5754 sayılı Kanunun 93.maddesi ç bendi gereğince de, aynı Kanunun 92/3.maddesinin, 08.05.2008 tarihinde yürürlüğe gireceği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda 08.05.2008 tarihinden önceki yersiz ödenen aylıkların geri alınmasının affa uğrayacağı açıktır.Öyle ise, mahkemece; yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek dava konusu edilen alacağın 5754 sayılı Kanunun 92/3.maddesi kapsamında kalıp kalmadığı hususu araştırılıp gerekirse bu konuda uzman bilirkişiden rapor alınarak, eğer bu kanun kapsamında alacağın affa uğradığı sabitse davanın şimdiki gibi ve fakat farklı gerekçe ile reddine karar verilmesi, aksi takdirde oluşacak sonuca göre kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.