YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4046
KARAR NO : 2013/6306
KARAR TARİHİ : 29.03.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28…2012 tarih ve 2012/277-2012/408 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi alacaklı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karşı taraf/alacaklı vekilinin talebi üzerine, ihtiyati hacze itiraz eden/borçluların murisi … tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzalanan 31.03.2008 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’ne konu borcun ödenmediği ve hesabın kat edildiği gerekçesiyle, borçlular adına kayıtlı menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmiş, ancak ihtiyati hacze itiraz eden/borçlular vekilince, kredi borcunun teminatı olan ipoteklerin paraya çevrilmesine ilişkin takip ile yine aynı borcun teminatı olarak verilen araç rehnine ilişkin ayrı bir icra takibinin bulunduğu ileri sürülerek, ihtiyati haciz kararına itiraz edilmiştir.
Karşı taraf/alacaklı vekili, itirazın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın rehinle teminat altına alınmamış olmasının gerektiği, dava konusu alacakla ilgili bulunan gayrimenkul rehni nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi şeklinde icra takibinin yapıldığı BK 487. maddesinde icra takibi yapılabileceğinin belirtildiği, bunun ihtiyati haciz istenebileceği anlamına gelmediği gerekçesiyle, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, karşı taraf/alacaklı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ihtiyati hacze itiraz istemine ilişkindir. İhtiyati hacze itiraz, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 265 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, borçlu ihtiyati haciz kararını temyiz edemez ancak, ihtiyati haciz kararını veren mahkemeye verilecek dilekçe ile ihtiyati haciz kararına itiraz edebilir. İhtiyati haciz kararını veren mahkeme yetkisiz bile olsa, itiraz yine o mahkemeye yapılır ve itiraza ilişkin usulü işlemler, ihtiyati haciz dosyası üzerinden devam eder. Ayrıca ihtiyati hacze itiraz, esasa ilişkin bir dava olarak da görülemeyeceğinden bir dava gibi kabul edilerek mahkemenin esas defterine kaydı yapılamaz. İhtiyati haciz kararının verildiği şekilde, mahkemenin “Değişik İş” esasından kaydı devam eder.
Somut olayda, mahkemece yukarıda açıklanan yasal uygulamalar gözetilmeyerek, ihtiyati hacze itiraz isteminin, ihtiyati haciz kararının verildiği dosya üzerinden değil, ihtiyati haczin kaldırılması davası olduğu kabul edilerek, mahkemenin esas defterine kaydı yapılarak asıl dava gibi sonuçlandırılması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
…- Kabule göre de, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 487. maddesi hükmünde, alacaklının asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden önce kefil aleyhinde icra takibi yapabileceğinden bahsedildiği ancak ihtiyati haciz kararı alınabileceğinden bahsedilmediği gerekçesiyle “davanın kabulüne” şeklinde karar verilmiş ise de, anılan madde uyarınca asıl alacağın ipotekle temin edilmesi halinde, ipotek nakde çevrilmeden müteselsil kefiller hakkında ihtiyati haciz kararı alınmasının mümkün olduğunun nazara alınmaması ve yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, karşı taraf/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın karşı taraf/alacaklı yararına BOZULMASINA, 29.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.