YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/21825
KARAR NO : 2013/23408
KARAR TARİHİ : 10.12.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, satın alınan basamakların geçmişe yönelik intibakları yapılarak 24. Basamak üzerinden maaşının tespitiyle, farkların faiziyle tahsiline istek kabul olmazsa 12. Basamaktan karşılığını ödediği paranın faiziyle tahsiline esini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi hükmüne göre ise İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir. Bunun yanında tefhim olunan hüküm 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesindeki unsurları içerir biçimde yapılmadığı takdirde Yasada öngörülen ve tefhimden başlayan 8 günlük temyiz süresinin geçtiğinden söz edilemez. Davalı Kurum vekili yüzüne karşı verilen 08.05.2012 tarihli kısa karar davalı Kurum vekiline 03.10.2012 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen Yerel Mahkeme, davalının 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesi hükmüne göre (8) günlük temyiz süresinden sonra 11.10.2012 tarihinde temyiz ettiği gerekçesiyle 15.10.2012 tarihli Ek Kararı ile temyiz isteminin reddine karar vermiştir.
Davalı Kurum vekili, temyiz talebinin reddine dair ek kararı süresinde temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 294/3.maddesine göre “Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.”
HMK’nın 297/2.maddesine göre “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”
Yerel Mahkemenin tefhim ettiği kısa karar (hüküm sonucu), HMK’nın 297/2.maddesindeki unsurları içerir biçimde yapılmadığından Yasa’da öngörülen (8) günlük temyiz süresinin geçtiğinden söz edilemez. Hal böyle olunca, davalı Kurum vekilinin hükmü süresinde temyiz ettiği anlaşıldığından Yerel Mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararının bozularak kaldırılması ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesi gereğince asıl hükmün temyizini amaçlayan temyiz itirazlarının incelenmesi gerekir.
2-Davacı, 24. Basamaktan alması gereken yaşlılık aylığının tespitiyle, maaş farklarının faiziyle tahsiline karar verilmesini aksi halde basamak yükseltmek için ödenen 42.418,28TL’nin iadesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının Eylül 2007 itibariyle net maaşının 1.349,67 TL olduğunun tespitine, dava dilekçesinde bu dönem için tahsili istenen miktar belirtilmediğinden bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosyadaki delillerden, davacının Bağ-Kur sigortalısı iken 1479 sayılı Kanun’a 4956 sayılı Kanun ile getirilen geçici 2. madde hükmü çerçevesinde bulunduğu 12. basamaktan 24.basamağa yükseldiği, 08.08.2007 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davacıya 01.09.2007 tarihinden itibaren 24.basamaktan yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın yasal dayanağı 4447 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’a eklenen geçici 11. maddesidir. 1479 sayılı Kanun’un geçici 11. maddesinde; 1.1.2000 tarihinden önce sigortalı olup da 1.1.2000 tarihinden sonra sigortalılığı devam eden sigortalılara bağlanacak yaşlılık aylığının koşulları düzenlenmiştir. Adı geçen geçici 11. maddede “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlara bağlanacak yaşlılık aylığı;
a) Sigortalının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu kanunun yürürlük tarihinden önce bulunduğu gelir basamağının aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir tablosundaki değer üzerinden, bu kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı ile,
b) Sigortalının, bu kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında aylar itibariyle prim ödediği gelir basamaklarının bu basamaklardaki prim ödeme süreleri de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir basamakları üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamasının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınmak suretiyle bu kanunun 36. maddesinin 2. fıkrasına göre bulunacak aylık bağlama oranı üzerinden hesaplanan aylığın, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarın toplamıdır. Bu şekilde hesaplanan aylık, bu Kanunun 36. maddesinin 3. fıkrasına göre artırılır. 2. fıkraya görebağlanacak aylık, sigortalının aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce bulunduğu gelir basamağı üzerinden bu kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları endeksindeki değişim oranı kadar artırılmış tutarından az olamaz.” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacıya bağlanacak yaşlılık aylığı da geçici 11.maddede belirtilen (a) ve (b) aylığından oluşmaktadır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna göre, davacının aylık başlangıç tarihi olan 2007/9.ayında bağlanması gereken aylığın ek ödeme, SYZ, SGDP kesintisi, ve sağlık prim gibi ekleme ile kesintiler hariç 1.349,67 TL olması gerektiğine karar verilmiştir.Hükme esas alınan bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığından Kurum işleminin hatası açıkca anlaşılamamaktadır.
Yapılacak iş; Kurum’dan davacının satın alarak bulunduğu en son basamaktan geriye doğru intibakı ile 31.12.1999 tarihinde 10. basamakta bulunduğunun kabul edilmesi halinde tahsis tarihi itibarı ile bağlanabilecek (a) ve (b) aylıklarını gösterecek şekilde toplam aylığının hesaplanması, ayrıca, dava tarihi olan 15.08.2011 tarihine kadar Kurumca ödenen aylıklar ile basamak intibakı ile hesaplanacak aylıkları arasındaki farkları ayrıntılı olarak belirlemesi istenerek, davacının Kurum tarafından tespit edilen aylık miktarına ve aylık farklarına itirazının bulunup bulunmadığını sormak,
Davacının Kurumca yapılan hesap ile yaptığı hesaplamaya göre ödenen aylıkların davacı tarafından kabul edilmesi halinde davanın konusuz kaldığını gözetmek; aksi halde ise Kurumca yapılan tespite göre hüküm kurmak,
Davacının Kurumca yapılan hesaba itiraz etmesi halinde ise; davalı Kurumdan davacının yaşlılık aylığı hesaplamasına ilişkin ayrıntılı evrakları getirtilip, Kurum işleminin irdelenmesiyle hata bulunup bulunmadığı, var ise; hatanın nereden kaynaklandığı ve yasal dayanakları açıkca izah edilecek denetime elverişli bilirkişi raporu alarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.