Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2019/2649 E. 2019/6755 K. 26.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2649
KARAR NO : 2019/6755
KARAR TARİHİ : 26.03.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı işyerinde kadroya geçmeden önceki mevsimlik işçi olarak çalıştığı hizmetlerinin kıdemine sayılmadığını, 2011-2013 yıllarında yürürlükte olan 3. Dönem TİS’in geçici 4. maddesindeki önceki işyerlerinde geçen çalışmaların da davalı işyerinde geçmiş gibi kabul edileceğine dair düzenleme gereği derece ve kademesinin tespiti ile yeni derece ve kademesi dikkate alınarak ilk kadroya geçişlerinden itibaren TİS’den kaynaklanan ücret farkı, yıpranma primi, ilave tediye farkı, ikramiye farkı ve vardiya zammının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacıya söz konusu hakların 2011-2013 yıllarını kapsayan TİS ile tanındığını, bu nedenle geçmişe yönelik talebinin yerinde olmadığını, derece ve kademe tespitinde hata olmadığını, gerekli ödemelerin TİS’lere göre yapıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönem yönünden hak ettiği derece ve kademenin tespitine, yeni derece ve kademeye göre 5 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınarak alması gereken ücret farklarının davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 23/03/2015 tarih, … Esas, 2015/5169 Karar sayılı kararı ile “…Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının işyeri şahsi sicil dosyasındaki başlangıç pozisyonunun belirtilen derece sınırlarını gösterir değerleri, TİS’in ilgili maddesindeki, bulunduğu pozisyon karşılığı derecenin ilk kademesinden başlatılacağına dair düzenlemeyi dikkate alarak fiili hizmet süresi dikkate alınmadan, davacının başlangıç pozisyonunun 1 derece ve 8 kademe olması gerektiği kanaati ile davacının üyelik öncesi fiili hizmet süresi ve intibak koşullarını da gözeterek 01.03.2010 tarihindeki derece ve kademesi tespit edilerek hesaplama yapılmıştır. Bilirkişi davacının bulunduğu pozisyonun, derece sınırının üst değerini kademesi kabul ederek hesaplama yapmıştır. Başka bir anlatımla düz işçi olan işçinin ilk başlangıç derecesinin sınırlarının 1-8 olarak belirleyen düzenlemeyi, 1. derecenin 8. kademesi olarak başlaması gerektiğini kabul ederek hesaplamaya başlaması esasa müessir, sonucun farklı çıkmasına sebep olacak bir yorum olduğundan tüm hesaplamalar hatalı olup bozma nedenidir.
Ayrıca, bilirkişi tarafından 01.03.2010 tarihi itibariyle belirlenen derece ve kademenin mahkemece 2013 yılında açılan davalarda dava tarihindeki derece ve kademe olarak kabul edilmiş olması davacı temyizinin olmaması nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır.”gerekçesi ile bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da farklı bir karar vermeden yeniden hükümde karar vermek zorundadır.
Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemenin bozma öncesi kararında bilirkişi tarafından 01/03/2010 tarihi itibariyle belirlenen derece ve kademenin 2013 yılında açılan davalarda dava tarihindeki derece ve kademe olarak kabul edilerek hüküm kurulmuş ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma ilamında da bu hususun davacı temyizi olmadığından bozma nedeni yapılmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararda ise, dava tarihi olan 01/03/2013 tarihine göre belirlenen derece ve kademe üzerinden hüküm kurulmuştur. Bu durum, bozmaya uyulmakla davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hak ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.
3-Davacı vekili, bozma öncesi 02/07/2014 tarihli ıslah dilekçesiyle 2.815 TL akdi ilave tediye (ikramiye) alacağını talep etmesine rağmen, 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık kuralı ile bozmaya uyulmakla davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hak ilkesi ihlal edilerek, 3.436,02 TL’ye hükmedilmesi hatalıdır.
4-Davalı işveren tarafından dava konusu işçilik alacaklarıyla ilgili olarak ödeme itirazında bulunulmuştur. Mahkemece bu ödemeye ilişkin belgeler getirtilerek davacı işçi adına dava konusu alacaklarla ilgili ödeme yapılıp yapılmadığı belirlenerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.