Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/9161 E. 2019/2893 K. 20.03.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/9161
KARAR NO : 2019/2893
KARAR TARİHİ : 20.03.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

213 sayılı VUK’nin 359. maddesinde 4369 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle getirilen “371. maddedeki pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgili makamlara bildirenler hakkında bu madde hükmü uygulanmaz” şeklindeki düzenlemenin uygulanabilmesi için aynı Kanun’un 371. maddesine gönderme yapıldığı ve bu maddede yer alan “mükellefin keyfiyeti haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından herhangi bir resmi makama bir ihbarda bulunulmamış olması, dilekçenin vergi incelemesine başlanılmasından veya olay takdir komisyonuna intikal ettirilmeden önce verilmiş olması, hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği tarihten başlayarak 15 gün içinde tevdi olunması, eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının haber verme tarihinden itibaren 15 gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi, ödeme süresi geçmiş vergilerin faizi ile birlikte 15 gün içinde ödenmesi” koşullarının gerçekleşmesi gerektiği; somut olayda, sanığın, maddi sıkıntı içerisinde olması dolayısıyla tekstil konulu alış ve satış faturalarının sahte olduğunu, bu faturaları sahte düzenlediğini ve sahte faturaları kullandığını 07.08.20102 tarihli tutanakta ikrar ettiğinin belirtildiği; sanık hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda; sanık hakkında yapılan incelemede belge düzenleyen mükelleflerin büyük çoğunluğunun sahte fatura düzenleyicisi oldukları, malları gerçekte alıp almadığı ve ne şekilde aldığının sorulması üzerine tekstil konulu alış ve satış faturalarının sahte olduğunu söylediği belirtildiği; soruşturma aşamasındaki savunmasında ise faturaların sahte olduğunu bilmediğini, kovuşturma aşamasındaki savunmasında da vergi dairesi ile
uzlaşmaya gittiğini, ödeyeceğini ve suçsuz olduğunu belirttiği; 10.05.2012 tarihli yazı ile sanığın müdür olduğu şirketin 2011 ve 2012 yılları hesap ve işlemlerinin sahte belge düzenlenmesi yönünden incelenmesinin istenmesi üzerine incelemenin yapıldığı, sanığın ikrarının inceleme başladıktan sonra olduğu, dosya kapsamında ve vergi raporlarında sanığın ikrarından itibaren 15 gün içindeki diğer yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair bir verinin bulunmadığı, bu haliyle 213 sayılı yasanın 371. maddesindeki koşulların oluşmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkeme’nin oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin ve Cumhuriyet savcısının diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1- Sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarında her takvim yılında işlenen suçların birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu, ancak aynı takvim yılı içerisinde farklı aylarda/zamanlarda düzenlenen ve kullanılan sahte fatura eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme sahte fatura düzenleme ve kullanma suçunu oluşturacağı cihetle; somut olayda sanık hakkında, “2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek ve kullanmak” suçlarından kamu davası açıldığı, her takvim yılında işlenen birden fazla sahte fatura düzenleme ve kullanma fiillerinin birbirinden bağımsız ve ayrı zincirleme suçları oluşturduğu gözetilmeden, hangi yıla ve suça ilişkin olduğu belirtilmeden ve TCK’nin 43. maddesi de uygulanmadan tek hüküm kurulması,
2- 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının temyiz talebi bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 20.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.