YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6281
KARAR NO : 2019/1721
KARAR TARİHİ : 20.02.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili; dava konusu 17.10.2011 tarihli haczin müvekkiline ait işyerinde gerçekleştirildiğini, müvekkiline ait başka bir işyerinde dava dışı …’in 01.06.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi uyarınca kiracı olarak bulunduğunu, bu kişi kira borçlarını ödeyemeyince işyerinde bulunan gömlek vs. gibi mallardan bir kısmını birikmiş kira alacağına mahsuben 13.09.2011 tarihinde müvekkiline devrettiğini, müvekkilinin de bu malları tapuda annesi adına kayıtlı bulunan haciz adresine getirdiğini, müvekkilinin iplik üretimi yapan … Tekstil Şirketinin sahiplerinden olduğunu, müvekkili işyerinde bulunmadığı sırada daha önce tanımadıkları borçlu şirket yetkilisinin icra memuruna gelinen adresin borçlu şirkete ait olduğunu beyan ederek haciz işleminin yapılmasını sağladığını, haciz adresi deponun şirketin giriş katında olup kamyonların mal alıp boşalttıkları büyük bir kapısının olduğunu, borçlu şirket yetkilisinin şirket katlarına çıkmadan deponun önünde durarak malların götürülmesini sağladığını, alacaklı ve borçlu şirket yetkilisi aleyhine suç duyurusunda bulunduklarını öne sürerek, istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, muhafaza altına alınan malların üzerinde “…” ibaresinin bulunduğunu, bu markanın ise 2008 yılında borçlu şirket adına tescil edildiğini, mahcuzlar öncesinde …’e ait olsa bile, üçüncü kişinin bu malların kendisine devredildiğini ispatla mükellef olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, haciz esnasında borçlu şirket yetkilisinin hazır olduğu, bu hali ile borçlu ile üçüncü kişinin mahcuzları birlikte ellerinde bulundurduklarının kabulü gerektiği, üçüncü kişi her ne kadar bu malları kiracısı …’den aldığını beyan etmiş ise de, kira sözleşmesinde ve davacının ibraz ettiği 13/09/2011 tarihli yazılı belgede hacze konu malların kiraya karşılık olarak verildiğine dair kayıt olmadığı,davacı üçüncü kişinin yasal kanıtlarla malların kendisine ait olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; her ne kadar dava konusu haciz esnasında borçlu şirket yetkilisi … hazır ise de, haciz adresinin üçüncü kişinin yönetim kurulu başkanı olduğu dava dışı … Tekstil A.Ş.’nin merkez adresi olduğu, üçüncü kişi tarafından borçlu şirket yetkilisi ve dava dışı kiracı … aleyhine yapılan suç duyurusu üzerine … 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/416 Esas sayılı dosyası kapsamında savunması alınan borçlu şirket yetkilisinin diğer sanık …’i tanıdığını, borçlu olduğu firmanın kendisini çağırdığını, bu malları sakladığını iddia ettiklerini, kendisinin buna karşı çıktığını, sadece mahcuzların üzerinde “…” markası yazılı olduğu için icra müdürüne bu malların … malı olduğunu söylediğini, dava dışı kiracı …’in ise savunmasında, üçüncü kişinin deposunu kiraladığını, kiraya karşılık bir miktar mal bıraktığını beyan ettiği, yine alacaklı tarafça açıkça karşı koyulmadığı üzere haciz adresi deponun dava dışı … Tekstil A.Ş.nin giriş katında olup, kamyonların mal alıp boşalttıkları büyük bir kapısının olduğu anlaşılmıştır.
Buna göre, haciz adresinin yapısı ve borçlu şirket yetkilisinin ceza dosyasında alınan savunmasında borçlusu olduğu firmanın çağrısı üzerine haciz adresine gittiği beyanı birlikte nazara alındığında borçlu şirket yetkilisinin haciz esnasında hazır olmasının tek başına, mülkiyet karinesinin borçlu lehine işletilmesi için yeterli değildir. Somut olayda mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup davanın İİK m. 96 gereğince üçüncü kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular ile davalı alacaklı tarafın herhangi bir delile dayanmadığı da gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nİn 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.