YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/8726
KARAR NO : 2019/2561
KARAR TARİHİ : 12.03.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenlemek
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın, ceza evinde olması nedeniyle gerekçeli kararın usulüne uygun biçimde kendisine tebliğ edilmediğini savunması, Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre sanığa yapılan tebligatın üzerinde “bu zarfta tensip zaptı vardır” şeklinde açıklamanın bulunması, yokluğunda verilen hükmün sanığa tebliğ edildiğine ilişkin dosya içerisinde başka bir tebliğ belgesinin de bulunmaması karşısında; 29.04.2014 tarihinde ceza infaz kurumundan yapılan temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçlarından açılan kamu davasında sanığın savunmasında, esasen mobilyacı olduğunu, bu işine ek olarak 2008 yılının ilk aylarında bilgisayar üzerine bir iş yeri açtığını, fakat bilgisayardan anlamadığı için burada çalışacak iki eleman temin ettiğini, açıkçası bu şahısları da kontrol etmediğini, iş yerinin kazanç sağlayıp sağlamadığını bilmediğini, bilinçsiz bir şekilde yürütüldüğünü, yaklaşık 1 yıl kadar sonra işi terk ettiğini , fakat iş yerinin kapandığı konusunda resmi bir müracaatının olmadığını, sahte fatura konusunda bilgisinin bulunmadığını ifade etmesi karşısında maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti için;
1-Faturaları kullanan mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorularak, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
2-Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması,
3-Faturaları kullanan mükelleflerin, CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
4-2008 takvim yılı Kasım ve Aralık ayları ile 2009 takvim yılında KDV beyannameleri verildiğinin anlaşılmasına göre söz konusu beyannameler celp edilip beyannamelerin sanık tarafından verilip verilmediğinin belirlenmesi;
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
5-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. Maddesinin 1. Fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velaket, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/03/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.