Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/19417 E. 2012/23471 K. 14.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19417
KARAR NO : 2012/23471
KARAR TARİHİ : 14.11.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili ile davalının halen evli olduğunu, müşterek iki çocukları olduğunu, … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/798 Esas – 2001/320 K. sayılı kararı ile davacı ve çocuklarına nafaka bağlandığını, daha sonra davacı tarafından açılan nafaka artırım davaları sonucunda davacı lehine 350 TL, müşterek çocuklar için ayrı ayrı 150 TL nafaka takdir edildiğini, aradan geçen süre, paranın alım gücündeki düşüş ve çocukların ihtiyaçlarındaki artış da dikkate alınarak davacı için takdir aylık 350 TL nafakanın 550 TL’ye, müşterek çocuklar için ayrı ayrı takdir edilen 150 TL nafakanın 275 TL’ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevabında, davacıdan boşandığını, nafakaların çalıştığı dönemdeki maaşına göre hesaplandığını, emekli maaşının çok düşük olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; davacı lehine … Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.06.2008 tarih 2007/35 Esas – 2008/37 Karar sayılı ilamı ile takdir edilen aylık 300 TL yoksulluk nafakasının aylık 100 TL artırılarak 400,00 TL’ye çıkartılmasına, müşterek çocuk … için takdir edilen aylık 125 TL iştirak nafakasının aylık 200,00 TL’ye çıkartılmasına, müşterek çocuk Seniha için takdir edilen iştirak nafakasının artırılmasına yönelik talebin, müşterek çocuk Seniha’nın dava tarihi itibariyle reşit olması sebebiyle reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan … Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 10.06.2008 tarih 2007/35 Esas 2008/37 Karar sayılı kararı ile tarafların boşanmalarına, davacı lehine 300 TL yoksulluk, müşterek çocuklar lehine ayrı ayrı 125 TL iştirak nafakasına karar verildiği, ayrıca davacı lehine 7.500 TL maddi, 7.500 TL manevi tazminata karar verildiği, kararın boşanma ve nafakalar yönünden Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 24.03.2010 tarihli ilamı ile onanmasına karar verildiği, boşanma ve nafakalar yönünden kararın 14.05.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Dosyada davalı hakkında yaptırılan ekonomik sosyal durum araştırmasında; davalının …’tan emekli olduğu, 1280 TL maaşı olduğu, başka geliri olmadığı, annesine ait evde annesi ve oğlu … ile birlikte oturduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında yaptırılan sosyal ekonomik durum araştırmasında ise; adreste tanınmadığından sosyal ve mali durumunun tespitinin yapılamadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.TMK.’nun 176/4. maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.Müşterek çocuk … lehine artırılmasına karar verilen iştirak nafakası yönünden ise;TMK.’nın 182/2 maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan iştirak nafakası belirlenirken, ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir.Mahkemece, iştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.Somut olayda, davalı davacının pazarcılık yaptığını, gelir düzeyinin iyi olduğunu belirtmesine karşın, mahkemece davacı kadının ekonomik ve sosyal durumu yeterince araştırılmamıştır. Ayrıca, müşterek çocuk …’in eğitimi ile ilgili olarak sadece davacı tarafın tek taraflı olarak sunmuş olduğu dersane giderlerine ilişkin belge sunulmuş olduğu anlaşılmıştır. Buna göre mahkemece, özellikle davacı kadının davalının iddia ettiği gibi çalışıp çalışmadığı, gelir elde edip etmediği hususunda yeterli bir zabıta araştırması yaptırılarak, müşterek çocuk …’in eğitim durumu ve ihtiyaçları hakkında yeterli bir araştırma yapılarak, davacı tarafın ekonomik ve sosyal durumunun tam ve sağlıklı olarak saptanmasından sonra; tarafların gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumlarına göre, yoksulluk ve iştirak nafakasının nitelikleri, yoksulluk nafakası hakkında TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranının da dikkate alınarak, davacının geçimi için gerekli, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları ile davalıyı ödemede zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek şekilde TMK’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.