Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/9955 E. 2019/1581 K. 18.02.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9955
KARAR NO : 2019/1581
KARAR TARİHİ : 18.02.2019

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … vekili, evlilik birliği içinde edinilen … 1278 parsel de 14 numaralı bağımsız bölümün, davacının babası … tarafından oğlu ve gelini kendine ait evde otursunlar diye alındığını, satım bedelini davacının babasının ödediğini açıklayarak, 50.000 TL katkı payı alacağının faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … …, davaya konu taşınmazın tüm bedelinin davacının babası tarafından ödendiğini, davalının bir katkısı olmadığını, davacının babasının davalıya bağışı niteliğinde olduğunu, bunun haricinde davacının babasının, kendisi ve çocuğunun mağdur olmaması için birçok bağışta bulunduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 25.09.1995 tarihinde evlenmişler, 07.02.2014 tarihinde açılan dava sonunda verilen boşanmaya ilişkin hükmün 08.09.2015 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Davaya konu taşınmaz, 21.07.2000 tarihinde satış yoluyla davalı kadın adına tescil edilmiştir. Dava, katkı payı alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece, davaya konu taşınmazın 01.01.2002 tarihinden önce edinildiği, davacının duruşmada alınan ve ne davacının ne de davalının bir katkısı olmadığına yönelik beyanına da dayanılarak, davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamıyla örtüşmemektedir. Dilekçe içeriğindeki, taşınmazın davacı erkeğin babası tarafından alındığına, bu nedenle müvekkilinin hak sahibi olduğuna yönelik iddiasının kişisel mal iddiası olarak değerlendirilmesi gerekir. Davalı kadın ise, davaya konu taşınmazın davacının babası tarafından kendisine bağışlandığını savunmuştur. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 285. maddesine göre bağış (hibe), bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, mal varlığından bağışlanana karşılıksız olarak kazandırma yapması olarak tanımlanmıştır. Öğretide ise, bağışlayanın bir karşılık (ivaz) almaksızın, bağışlananın mal varlığında bir artış sağlamak, zenginleştirmek amacıyla mal varlığından belirli değerleri ona vermesi olarak tarif edilmiştir (Aydoğdu, Murat/Kahveci, Nalan: Türk Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, İzmir 2013, s. 344, Yavuz, Cevdet: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 6. B., İstanbul 2002, s. 222). Her somut olayın özelliklerine göre, bağış iradesi açıkça ortaya konulabileceği gibi gizli (örtülü) şekilde de yapılabilir. Bu nedenledir ki, bir kısım kazandırmalar, bağışa benzese de kazandırmanın salt bağışlama amacıyla yapılmaması nedeniyle bağışlama olarak nitelendirilemez. Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz (TBK mad.285/3).Bu açıklamalar nedeniyle, taraflardan birine ağır yükümlülük getiren kazandırmanın bağış olarak değerlendirilmesi için, bağış amacını taşıyan davranış ve iradenin duraksamaya yer vermeyecek şekilde olması gerekir. Buna göre, Mahkemece öncelikle davalı kadının bağış savunması üzerinde durularak, sonucuna göre davacının kişisel mal iddiası, davacının babasının tarafların bir arada olması yani evlilik birliği için davaya konu taşınmazın bedelini ödediğine yönelik beyanı ile toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme ve dosya kapsamına uymayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine. 18.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.