YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3871
KARAR NO : 2019/1637
KARAR TARİHİ : 09.04.2019
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı-k.davalı ile davalı-k.davacı vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Asıl ve karşı dava, arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanmış olup, asıl dava tapu iptâli ve tescil, mahrum kalınan gecikme nedeniyle uğranılan zarar ve manevi tazminat, karşı dava, eksik işlerin giderim bedeli ile gecikme tazminatı alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece asıl davada tapu iptâli ve tescil talebi ile kira kaybı (gecikme) tazminatı isteminin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine, karşı davada nesafet bedeli ile ilgili talebin kabulü, gecikme tazminatı ile ilgili isteminin kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı-k.davalı ile davalı-k.davacı … vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, 18.06.2014 olan dava tarihinin karar başlığında 14.12.2015 olarak yazılmış olması, maddi hataya dayalı olup mahallinde her zaman düzeltilmesinin bulunmasına göre davacı-karşı davalı vekilinin tüm, davalı-karşı davacı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Karşı davada kabul edilen nesafet bedeli ve gecikme tazminatının 775,00 TL’lik kısmı için dava tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına karar verilmiş ise de; karar başlığında karşı dava tarihi yazılmadığı gibi hüküm fıkrasında da faizin başlatılacağı dava tarihi gösterilmediğinden karşı davada infazda tereddüt şekilde hüküm kurulması 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesine uygun olmamıştır.
Asıl dava davacısı şirket yüklenici, davalılar arsa sahibidir. Taraflar arasında imzalanan … 7. Noterliği’nin 30.04.2012 gün 7845 yevmiye nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 2. maddesinde yükleniciye yapılacak inşaatla
verilecek bağımsız bölümler gösterilmiş, arsa sahiplerine bırakılan bağımsız bölümlerin tesliminde gecikme halinde sözleşmenin 6. maddesinde gecikme tazminatı kararlaştırılmıştır. Yükleniciye bırakılacak bağımsız bölümlerin teslimi gereken tarih ya da inşaatın seviyesine göre aşamalı devir öngörülmemiş olup, yapı kullanma izin belgesi alma mükellefiyeti de yükleniciye bırakılmış olduğundan yüklenici ancak inşaatı sözleşme ve ekleri tasdikli ruhsatı projesi ile imara uygun olarak tamamlayıp yapı kullanma izin belgesini alıp teslim ettikten sonra arsa sahiplerinden tapu paylarının kendisine devrini isteyebilecektir.
Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın 106/I, dava tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 123. maddesi hükmünce, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde, diğeri borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hakimden isteyerek karşı tarafı temerrüde düşürdükten sonra BK’nın 106/II, TBK’nın 125. maddesindeki seçimlik haklarını kullanabilir. BK’nın 107, 6098 sayılı TBK’nın 124. maddesindeki süre verilmesini gerektirmeyen durumların varlığı halinde alacaklı süre vermeden temerrütten doğan haklarını kullanabilir.
Asıl davada davacı yüklenicinin gecikme nedeniyle giderimini istediği zarar ve mahkemece kira kaybı olarak nitelendirilen alacak BK’nın 106/II. maddesinde sayılan seçimlik haklardan, akdin ifasını bekleyerek gecikme nedeniyle zarar ve ziyan davası, TBK’nın 125/I. maddesinde ifade edilen borcun ifasını bekleme ve gecikme nedeniyle tazminat isteme hakkıdır. Az yukarıda açıklandığı gibi, yükleniciye verilecek bağımsız bölümlerin devri için kararlaştırılmış kesin vade olmadığı gibi, yüklenicinin bu bağımsız bölümlerin hakettiği halde kendisine devrini talep ettiği ve arsa sahiplerini temerrüde düşüren ihtarı bulunmamaktadır. Süre verilmesini gerektirmeyen bir durum da söz konusu değildir. Kaldı ki mahkemece de davalı arsa sahiplerinin asıl davaya karşı çıkmakta haklı oldukları kabul edilerek harç, ücreti vekâlet ve yargılama gideri ile sorumlu tutulmamışlardır.
Bu durumda mahkemece sözleşmede kararlaştırılan kesin vade olmadığı, süre verilmesini gerektiren durumlar bulunmadığı ve yüklenici tarafından bağımsız bölümlere hak kazanıldıktan sonra arsa sahipleri tarafından devirleri talep edilerek temerrüde düşürülmedikleri ve TBK’nın 125/I. maddesindeki gecikme (kira) tazminatı isteme koşulları oluşmadığından asıl davada kira tazminatı (gecikme tazminatı) ile ilgili istemin reddi yerine kabulü doğru olmamıştır.
Kararın belirtilen sebeplerle kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı yüklenicinin tüm, davalı-karşı davacı arsa sahibi …’in diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün davalı-karşı davacı … yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacı-k.davalıya geri verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-k.davacıya iadesine, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 353,20 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalı-k.davacıdan