Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2018/11950 E. 2019/2076 K. 13.02.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/11950
KARAR NO : 2019/2076
KARAR TARİHİ : 13.02.2019

……
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatıldığı, borçlu Belediye vekilinin icra mahkemesine başvurusunda, belediyeye ait banka hesaplarının yanı sıra menkul ve gayrimenkuller yönünden de haczedilmezlik şikayetinde bulunulduğu, mahkemece banka hesapları yönünden haczedilmezlik şikayetinin kabulü yönünde karar verildiği, anılan kararın temyizi üzerine, Dairemizin 10.10.2016 tarih ve 2016/23253 E. – 2016/21038 K. sayılı ilamı ile; “Mahkemece, borçlunun menkul ve gayrimenkulleri yönünden de haczedilmezlik şikayetinin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmediği gibi borçlu lehine karar verilmesine rağmen kendisini vekille temsil ettiren borçlu taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderinin borçlu üzerinde bırakılması da isabetsizdir” şeklindeki gerekçe ile kararın bozulduğu, mahkemece, 15.02.2017 tarihli celsede bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, ardından haczedilen menkul ve gayrimenkullerin bildirilmesi hususunda borçlu Belediyeye çıkartılan muhtıraya süresinde cevap verilmediği gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere; Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmasına karar verildiği takdirde, mahkeme artık bu uyma kararı ile bağlıdır. Mahkeme bozma kararına uygun yeni bir karar vermek zorundadır. Çünkü bozmaya uyma kararı ile bozma yararına olan taraf için usule ilişkin kazanılmış hak doğmuş olur.
6100 sayılı HMK’da davanın açılmamış sayılmasına karar verilebilecek haller sayılmıştır. Şikayetçinin, haczedilen menkul ve gayrimenkullerini verilen süreye rağmen bildirmemesi nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, borçlunun icra mahkemesine başvurusu şikayet niteliğinde olup İİK’nın 18/3 maddesi gereğince taraflar gelmeseler dahi mahkemece gereken kararın verilmesi zorunludur.
O halde, mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda gerekli inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlunun sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/02/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

…..