YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13433
KARAR NO : 2013/3083
KARAR TARİHİ : 21.03.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, …. Köyü 105 ada 9 parsel numaralı 1679 m2 yüzölçümlü taşınmaz, belgesizden fındıklık niteliğinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın öncesi itibariyle orman olduğu ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tesbit gibi tesciline karar verilmiş; davacı Hazine tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26.01.2010 gün ve 18415-668 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulanbozma kararında özetle “Çekişmeli … 105 ada 9 parsel (1679 m2) hakkında açılan davanın reddine karar verilmişse de, mahkemece kesinleşmiş orman kadastrosuna dayalı olarak araştırma ve inceleme yapılarak karar verildiği, oysa Hazine tarafından, taşınmazın öncesi itibarıyla orman olması nedeniyle zilyedlikle kazanılamayacağı iddia edildiğine göre, 4999 sayılı Kanunun 7. maddesine göre herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış orman olup olmadıklarının eski tarihli resmî belgelere göre incelenmesi ve orman olmadıkları saptanırsa, bu kez 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. madde koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tesbit gibi tesciline karar verilmiş; davacı Hazine tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23.02.2011 gün ve 2010/14744 – 2011/1572 sayılı kararı ile ikinci kez bozulmuştur.
Hükmüne uyulan kararında özetle: [Mahkemece bozma kararına uyulmakla birlikte, bozma kararı gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; dairede aynı gün temyiz incelemesi yapılan ve aynı nedenle dava konusu edilen aynı köyün değişik mevkilerinde bulunan taşınmazlara ait dava dosyalarının incelenmesinde, uzman bilirkişi kurulu …. ve arkadaşları tarafından hazırlanan raporlarda yöreye ait 1960 ve 1982 tarihli memleket haritalarının yanısıra, 1944 tarihli hava fotoğrafları ile kesinleşen orman kadastro haritaları ve amenajman planlarının incelendiği, 1960 tarihli memleket haritalarında taşınmazların tamamen ve kısmen, 1982 tarihli haritalarda tamamen yeşil renkli alanlarda, 1944 tarihli hava fotoğraflarında da yine koyu renkli bölümde işaretlendiği, bilirkişiler tarafından memleket haritalarındaki yeşil renk fındıklık olarak, hava fotoğraflarındaki koyu renk ise çalılık olarak tanımlanmış ise de 1982 tarihli memleket haritasında taşınmazların bulunduğu alanlarda “5-8 metre kayın – gürgen” ibaresinin bulunduğu, taşınmazların genellikle yüksek eğimli olduğu, uzman bilirkişi raporlarında üzerlerindeki fındık ağaçlarının yaşlarının 45-50 olarak belirtildiği, bu durumda 1944 tarihli hava fotoğraflarındaki koyu renkli görüntünün fındık ağaçlarından kaynaklanmadığı, halihazırda dosyada bulunan güncel fotoğraflardan fındık
ağaçlarının aralarında, başka cinsten yapraklı ağaçların bulunduğu anlaşılmaktadır. Uzman bilirkişilerin incelediği ve yöreye ait en eski tarihli harita olarak bildirdiği memleket haritası 1960 tarihli olup, incelenen hava fotoğrafları ile arada 16 yıl bulunmakta, 1960 tarihli haritanın 1944 tarihli hava fotoğraflarına göre hazırlanıp hazırlanmadığı, arada daha eski tarihli bir memleket haritasının olup olmadığının dosya kapsamından anlaşılamadığı” na değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine, 105 ada 9 parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanuna göre 1948 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışmaları ile 1975 yılında 1744 sayılı Kanuna göre yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 21/03/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.