YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4772
KARAR NO : 2010/16029
KARAR TARİHİ : 06.12.2010
…….
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı sigortalı, davalı işverene ait işyerinde, 14.12.1983 tarihi ile 01.11.1994 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmalarının tespitini istemiş, daha sonra 01.10.1987 – 01.11.1994 tarihleri arasındaki dönem yönünden talebinden feragat etmiştir.
Mahkemece, 01.10.1987 – 01.11.1994 tarihleri arasındaki çalışmanın kuruma bildirilmesi nedeniyle hukuki yarar bulunmadığından, daha önceki çalışmaları yönünden ise çalışmanın kesintili olması ve çalışmanın sona erdiği tarihten itibaren davanın 5 yıl içerisinde dava açılmadığı gerekçesiyle “hak düşürücü süre yönünden reddine” karar verilmiştir.
Davanın, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu ancak, geçiş hükümlerini içeren aynı yasanın Geçici 7. maddesi hükmünde “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10 maddesidir.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi uyarınca, Yönetmelikte tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak ispatlayabilirler.
Tespit davalarının anılan maddede de tanımlanan üç temel koşulu vardır: Sigortalı çalışma (madde 2), çalışmanın Kuruma bildirilmemiş olması (madde 9) veya Kurumca saptanmamış olması (madde 79/7), 5 yıl içinde davanın açılması.
…..
Anılan Yasanın 79/10. maddesi “Yönetmelikle tespit edilen belgelerden” söz etmektedir. Maddenin yollama yaptığı ……, prim belgelerinin yanında işe giriş bildirgesini de düzenlemiştir.
Yönetmelikle tespit edilen belgeler kapsamında işe giriş bildirgesinin ve ayrıca aylık sigorta bildirimlerinin yasada öngörülen sürede kuruma verilmesi karşısında, bildirgede öngörülen işe başlama tarihinden sonrası için hak düşürücü süreden bahsedilemez.
Somut olayda; davacının özlük dosyasından, 14.12.1983 günlü işe giriş bildirgesinin davalı …….şyerinden Kuruma 09.10.1987 tarihinde verildiği, 1983/12 ve 1984/1-11 aylarına ilişkin aylık bildirgelerin Kuruma verildiği, primlerin ödendiğine ilişkin dekontların dosyaya sunulduğu anlaşılmakla hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceğinden, tanık beyanları da gözetilerek 14.12.1983 tarihinden sonra …….nin boru döşeme ve kazı işlerinde ne kadar süreyle çalıştığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
….