Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2017/1879 E. 2019/781 K. 11.02.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1879
KARAR NO : 2019/781
KARAR TARİHİ : 11.02.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– KARAR –

Davacı, davalı bankadan kullandığı kredilere ilişkin taksitlerin gecikmesinden dolayı aleyhine başlatılan takipler sonucu fazla tahsilat yapıldığı iddiasıyla davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının muaccel hale gelen borçlarını ödememesi nedeniyle gerek davacı gerekse kefiller aleyhine takibe geçildiğini, bu takipler sonucu gerçekleşen satışların dâhi davacının borcunu karşılamaması nedeniyle kesin rehin açığı belgesi ile takiplere devam edildiğini, davacının işbu davayı ikâmesinde hukukî yararının olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, takibe konu krediye ilişkin icra takip dosyalarına konu kredilere ilişkin menfi tespit talebinin yerinde olmadığı, dava tarihinden sonra yapılan tahsilatların icra müdürlüğünce yapılacak bakiye borç hesaplamasında dikkate alınacağı, her iki krediyi kapsayan işbu davanın tarihi itibarıyla asıl alacak ve faiz tutarlarının raporda belirtilen kredi bakiye borç tutarlarını aşmayacak şekilde hesaplanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava icra takibine konu kredi sözleşmelerinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu hükme elverişli olmayıp yetersizdir. Taraflar arasındaki kredi sözleşmelerinden dolayı birden fazla icra takibi yapıldığı ve yine dava tarihinden önce davalı tarafından tahsilatlar yapıldığı anlaşılmış ancak bilirkişi tarafından dava tarihinden önce yapılan tahsilatlar denetime elverişli şekilde belirtilmemiş, hangi icra dosyasına ne kadar tahsilat yapıldığı ve yine dava tarihi itibarıyla hangi icra dosyasına ne kadar borç kaldığı tespit edilmemiştir. Mahkemece, içinde bankacılık konusunda uzman bilirkişinin de yer aldığı kurul aracılığıyla banka kayıt ve belgeleri yerinde incelenerek davaya konu her bir icra takip dosyası için takip tarihindeki asıl alacak ve fer’ilerinin nelerden ibaret olduğu, takip tarihlerinden dava tarihlerine kadar davalı alacaklı tarafından davacıdan ne kadar tahsilat yapıldığı sözkonusu tahsilatların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 102. maddesi hükmü uyarınca hangi takibe mahsup edilmesi gerektiği tespit edilip, her bir icra dosyasından dolayı davacının ne kadar borçtan dolayı sorumlu olup olmadığı belirlendikten sonra bir karar verilmesi gerekmekte olup mahkemece eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.