YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18453
KARAR NO : 2013/31601
KARAR TARİHİ : 18.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı avukatın, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/568 esas sayılı dosyası ile aleyhine açılmış olan davada kendisini vekil olarak temsil ettiğini, davalının vekalet görevini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle davanın aleyhine sonuçlanıp kesinleştiğini, bu durumu başlatılan icra takibi üzerine evine gelen haciz memurlarından öğrendiğini, maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, uğramış olduğu zararlar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 10.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımı ve esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece, “davacının, davalının sözleşmeye aykırı davranışını evinde yapılan 22.8.2008 tarihli haciz işlemi sırasında öğrendiği halde bir yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açmadığı” gerekçesiyle Avukatlık Kanununun 40. Maddesine göre davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı avukatın edimini yerine getirmemesi nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davacı tarafından yapılan suç duyurusu üzerine, … Ağır Ceza Mahkemesinde ait 2010/29 esas ve 2010/460 karar sayılı dava dosyası üzerinden “görevi kötüye kullanmak” suçundan açılan ceza davasında, suçun sabit görülerek davalı avukatın cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara ilişkin itirazın da 25.1.2011 tarihinde reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davalı avukatın, … bu davanın dayanağı olan eyleminin, Türk Ceza Kanununa göre “görevin kötüye kullanılması” niteliğinde olup,
suç teşkil ettiği görülmektedir. Borçlar Kanununun 60/II.maddesinde “….şu kadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruruzamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruruzaman tatbik olunur….” denilmek suretiyle zamanaşımı süresi için Ceza Kanununa atıfta bulunulmuş olup, anılan hükme göre tazminat davasının, ceza kanunları gereğince süresi daha uzun zamanaşımı süresine tabi cezayı gerektiren bir eylemden doğmuş olması halinde, ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı açıktır. Kaldı ki bu maddenin uygulanması için, ceza davasında tazminat istenmesi gerekmediği gibi, eylemi işleyen hakkında ceza davası açılmış olması ya da mahkumiyet kararı verilmiş olması da gerekli değildir. Sadece eylemin suç niteliğini taşıması yeterlidir. O halde olayda ceza zamanaşımı süresi dolmamış olduğundan mahkemece, işin esası incelenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 18.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.