Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/10683 E. 2013/15894 K. 05.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10683
KARAR NO : 2013/15894
KARAR TARİHİ : 05.11.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Artık değere katılma alacağı

… ile … aralarındaki artık değere katılma alacağı davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair … 9. Aile Mahkemesi’nden verilen 26.02.2013 gün ve 1521/223 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili, duruşmasız incelemesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.11.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı … vekili Avukat … ve karşı taraftan … vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … vekili, tarafların her ikisinin de doktor olduklarını ve evlilik birliği içinde 03.03.2005 tarihinde … Evleri … Ada … Parselde bulunan … nolu bağımsız bölüm villayı kaba inşaat olarak satın aldıklarını, taşınmazın davalı adına kaydedildiğini, villa tamamlanana kadar maliyeti olan 393.000 Dolardan 178.000 Dolarını davacının karşıladığını, boşanma davasını 09.10.2007 tarihinde açtıklarını, davalının dava konusu evi 10.10.2007 tarihinde başkasına sattığını ancak muvazaalı olduğu iddiası ile dava açmaları üzerine karar duruşması öncesi davalı ile villayı alan kişinin karşılıklı olarak devir sözleşmesini feshettiklerine ilişkin noter tasdikli fesih sözleşmesini dosyaya sunmalarından dolayı davanın bu nedenle konusuz bırakıldığını, davalının kötü niyetinin ortada olduğunu açıklayarak fazlaya ve diğer konulara ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik taraflar arasındaki mal rejiminin tasfiyesi ile dava konusu villanın davacıya düşen alacağının şimdilik 50.000 TL.sinin boşanmanın kesinleştiği tarihten itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, TMK.236/2. maddesi dikkate alınarak davalının pay oranının kaldırılmasına veya hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına karar verilmesini istemiş, talebini 24.10.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile 250.000 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı … vekili, davacının dava konusu evin edinilmesinde herhangi bir katkısının olmadığını, dava konusu evin davalının sahip olduğu başka bir konutun 200.000 Dolara satılmasından elde edilen paraya ailesinin verdiği 12.500 Doların katılımı ile
alındığını, mevcut evin bedelinin 212.500 Dolar olduğunu, bunun 10.000 Dolarının davalının babası tarafından makbuz karşılığında kapora olarak verildiğini, 200.000 Dolarının ise
davalının maliki olduğu evin 250.000 TL’ye satılması ve bu paranın annesinin hesabına aktarılması, daha sonra tapunun verilmesi ve mevcut 250.000 TL’nin Dolara dönüştürülerek dava konusu evi satan şahsa aynı hesap üzerinden Akbank … Şubesinin hesabından virman suretiyle, geri kalan 2.500 Doların da davalının annesinin 15 gün vadeli çeki ile ödendiğini, davacının katılımda bulunacak herhangi bir gelirinin de bulunmadığını, yargılama sırasında bilirkişi raporları sonrası ince işçilik giderlerinin de ekte sundukları klasör içindeki belgelerden anlaşıldığı üzere davalının anne ve babası tarafından karşılandığını ve davacının tadilatlarda da bir katkıda bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulü ile, 117.316,64 TL artık değere katılma alacağının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmedilen alacağa karar tarihinden (26.02.2013) itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 06.07.2002 tarihinde evlenmiş, 09.10.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 24.06.2008 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. Başka mal rejimi seçilmediğinden eşler arasında evlenme tarihinden mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK. m. 202, 225). Dava konusu … ada … parseldeki … numaralı dubleks villa 10.08.2006 tarihinde kaba inşaat hali ile davalı adına alınarak tapuya tescildilmiş, bilahare ince işçiliği de evlilik içinde tamamlanmıştır. Dava dilekçesi ve dosya kapsamına göre davacının isteği katılma alacağına ilişkindir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, davacının gerek ziynet eşyaları ile gerek anne ve babası tarafından katkıda bulunulduğuna dair soyut kısmi tanık beyanları dışında bir bilgi ve belge sunulamadığına, bu iddianın ispatlanmadığına, dava konusu taşınmazın kaba inşaat halinde davalının anne ve babasının katkıları ile satın alındığının sunulan belgelerle (banka ekstreleri, satış sözleşmesi ve kaparo makbuzu, kooperatif cevabi yazısı) ispatlanması sebebiyle kaba inşaat bölümünün kişisel mal sayılmasının yerinde olduğuna, inşaatın tamamlanması için yapılan ve sunulan faturalarla 153.198,25 TL değerde olduğu bildirilen ince işçilik giderlerinin davalının anne ve babası tarafından karşılandığı kabul edilen 73.000 TL’lik bölümünün dava konusu meskenin tamamlanması ile ilgili olduğundan kişisel mal sayılarak hesapta gözetilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi sunulan faturalarda dava konusu dubleks meskenle ilgili olup olmadığı belirlenemeyen ve meskenin ince işçiliğine yönelik harcamalarla ilgili olduğu da anlaşılamayan bir takım faturalarla, her zaman düzenlenmesi mümkün bir takım adi yazılı belgelere değer verilemeyeceğine, kişisel mal sayılan fatura miktarları (73.000 TL.) dikkate alınması gereken miktar dışında kalan miktarın edinilmiş mal sayılarak davacı lehine hesaplamada dikkate alınması gerektiğine, taraflar arasındaki evlilik zina veya cana kast nedeni ile sona ermediğinden TMK’nun 236/2.maddesi olayda uygulanamayacağına göre, Mahkemece bu hususları içeren ayrıntılı ve hüküm vermeye elverişli bilirkişi raporları dikkate alınarak, hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I
maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve davalıdan alınan 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, ayrıca aşağıda dökümü yazılı 2.035,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 5.978,89 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına 05.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.