Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2017/5019 E. 2019/2772 K. 09.04.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/5019
KARAR NO : 2019/2772
KARAR TARİHİ : 09.04.2019

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/07/2016 tarih ve 2014/435-2016/178 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin “SABAH” esas unsurlu 16, 35, 38 ve 41. sınıflarda tescilli markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “SABAH KAHVESİ” ibaresini 2012/59149 başvuru numarası ile 9, 35, 38 ve 42. sınıflarda marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPMK’ne başvuruda bulunduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkilinin markaları ile benzer olduğunu ve iltibas yaratma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, sabah markalarının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ve davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin, dünyaca tanınan Vodafone markasının lisansörü olarak Türkiye’de faaliyet gösterdiğini bir GSM kuruluşu olduğunu, davacının davasına gerekçe olarak gösterdiği markaları ile müvekkilinin markasının aynı mal ve hizmetleri kapsamadığını, davacının itiraza mesnet markaları ile müvekkili başvurusunun benzemediğini, markasının bir deyim olduğunu bir bütün olarak incelenerek alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markalarında yer alan esas unsurun “Sabah” ibaresi olduğu, toplumda sıklıkla kullanıldığı ve anlamının bilindiği bu noktada ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, dava konusu markada aynen yer almasından kaynaklı benzerlik kurulabileceği ancak dava konusu markanın bir bütün halinde incelenmesi gerektiği, “sabah” ve “kahvesi” şeklinde bir benzerlik değerlendirmesinin marka hukukuna aykırı olduğu, bu ibarenin bir tamlama olduğu ve aslında “kahve” emtiasını tanımladığını
yani anlamsal olarak bakıldığında “kahve” unsurunun ön planda olduğu ve tüketicinin anlamsal farklılaşmaya kolayca yapabileceği, markalarda yer alan farklılıkların yer alan küçük benzerlikleri bertaraf etmeye yeteceği ancak davacı markasının gazete ve habercilik anlamında tanınmış olduğu da göz önüne alındığında dava konusu markada yer alan 35. sınıftaki “Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar” ile 38. sınıftaki “Radyo ve televizyon yayın hizmetleri, haberleşme hizmetleri (internet servis sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri” mal ve hizmetleri açısından 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca markalar arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğu ancak 556 sayılı KHK 8/4 maddesinde belirtilen geniş koruma şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile TPMK YİDK’in 2014-M-10196 sayılı kararının dava konusu markanın tescili talep edilen 35. ve 38. sınıflarda yukarıda sayılan mal ve hizmetler yönünden kısmen iptaline, 2012/59149 sayılı markanın söz konusu mal ve hizmetleri yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 13,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 18,40 TL harcın temyiz eden davalılara iadesine 09/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.