YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16596
KARAR NO : 2013/23442
KARAR TARİHİ : 10.12.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalıların tüm, temyizin kapsamına ve temyiz nedenlerine göre, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 27.08.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece eş ve çocukların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı anne ve babanın maddi tazminat isteminin reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ve yargılama sırasında işverence davacılardan …’ ya yapılan ödeme için olay tarihi ile ödeme tarihi arasında ki faiz isteminin reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Yerel mahkemenin maddi tazminatın belirlenmesine ve anne, baba ve kardeşler yararına manevi tazminatın takdirine ilişkin kararı yerindedir. Ancak davacı eş ve çocuklar yararına manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşüldüğü, manevi tazminatların az takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar murisinin ölümüyle sonuçlanan iş kazasında sigortalının kusurun bulunmadığı, davalıların % 100 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Gerek mülga B.K’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim: ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan
özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş … yararına hüküm altına alınan 20.000,00-TL ile davacı çocuklar …, …, …, … … … …’ dan her biri yararına hüküm altına alınan 12.500,00’er TL manevi tazminatın az olduğu açıkça belli olmaktadır.
Davacı vekili 10.11.2008 tarihli kısmi dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz isteminde bulunduktan sonra yargılama sırasında 31.05.2013 tarihli ıslah dilekçesinde, davacılardan …’ ya 16.04.2012 tarihinde 30.000,00-TL ödeme yapıldığını ve bu ödemeyi mahsup ettiğini belirterek tüm maddi ve manevi tazminatların olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ve kısmi ödeme tutarı 30.000,00-TL’nin ise olay tarihi ile ödeme tarihi arasındaki faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Uyuşmazlık ihtirazi kayıtsız olarak kabul edilen ödeme nedeniyle ödeme konusu miktar bakımından davalıların faiz borcunun sona erip ermediğine ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı ödeme tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunun 113/2 maddesi olup anılan madde gereğince “Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz.” Halen yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunun 131/2 maddesindeki düzenleme de aynı doğrultudadır. Somut olayda davacı kısmi dava dilekçesinde faiz isteminde bulunduğunu açıklamıştır. Artık yargılama sırasında kabul ettiği ödeme nedeniyle ihtirazi kayıt koymasına gerek yoktur. Zira faiz istemli olarak dava açmakla bu yöndeki iradesini ortaya koymuş olmaktadır. Ne var ki faiz konusundaki iradesi kısmi dava konusu miktarla sınırlıdır. Diğer bir deyişle kısmi dava konusu yapılan miktarı aşan ödeme için faiz hakkı saklı tutulmadıkça ödeme konusu miktar bakımından feri hak niteliğindeki faiz de sona erer. Hal böyle olunca, davacı … ’ nın kısmi dava dilekçesinin konusunu oluşturan maddi tazminat istemi 1.000,00-TL olduğundan bu miktar üzerinden davacı … yararına (kısmi dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz istemekle) dava tarihi ile ödeme tarihi arasında işleyecek faizden davalının sorumlu olduğunun kabulü gerektiği açık ve seçiktir.
Yapılacak iş; davacı … bakımından kısmi dava konusunu oluşturan maddi tazminat isteminin kısmi ödeme ile karşılandığı ve bakiye maddi tazminat içinde olay tarihinden itibaren faiz istendiği göz önüne alınarak, ıslah dilekçesinin konusunu oluşturan miktarın olay tarihinden itibaren işlemiş faiziyle, kısmi dava konusun oluşturan miktarın ise dava tarihi ile ödeme tarihi arasındaki işlemiş faiziyle birlikte tahsiline karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, davacı eş ve çocuklar yararına manevi tazminatların takdirinde ve kısmi ödemenin feri hakları sona erdirme şartlarında yanılgıya düşülerek ve özellikle manevi tazminatların az takdiri suretiyle yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalılara yükletilmesine, 10.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.