YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4446
KARAR NO : 2019/2624
KARAR TARİHİ : 15.04.2019
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde, davacı aleyhine davalı tarafından … 9. İcra Müdürlüğünün 2012/8587 E. sayılı dosyası üzerinden 16.000,00-TL alacağın tahsili için icra takibine geçtiğini, oysa apartman yöneticiliğinin tüzel kişiliği olmadığını, ilgili yönetim kat malikleri kurulunca verilen çeşitli kararların iptal edildiğini, mükerrer takip olduğunu belirterek ve diğer gerekçelerle belirtilen takip nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve icra tazminatına hükmedilmesi istenilmiştir.
Mahkemece 2013/1063 E. – 2015/193 K sayılı kararı ile davanın kabülü ile davalı tarafından davacı aleyhine … 9. İcra Müdürlüğünün 2012/8587 E. sayılı dosyası üzerinden yürütülen icra takibine ilişkin takip dayanağı olarak gösterilen 28.03.2012 tarihli kat malikleri kurulu kararına dayalı olarak davacının davalıya bir borcunun olmadığının tesbitine karar verilmiş, davalı vekilinin hükmü temyiz etmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2017/1828 E. – 3780 K ve 02/05/2017 tarihli ilamı ile; ”Somut olayda her ne kadar takip dayanağı kat malikleri genel kurul kararının tarihi yanlış yazılmış ise de davacı vekilinin dilekçesinde mükerrer takip olduğu iddiası karşısında mahkemece davacı tarafından icra takibinde söz edilen 16.000,00 TL’lik borcun ödenip ödenmediğinin araştırılması, icra takibinden veya dava tarihten sonra ödeme söz konusu ise davanın konusuz kalıp kalmayacağının değerlendirilmesi, sonuç olarak davacının davayı açmakta hukukî yararının olup olmadığı noktasında inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.” denilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın anataşınmaza ait güçlendirme kararları ve bu kararlara bağlı ortak gider alacağından kaynaklı başlatılan icra takibine karşı açılan menfi tespit davası olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece her ne kadar icra takibine konu 26/03/2016 tarihli toplantının aynı mahkemede görülen 2016/949 Esas sayılı dosya ile iptalinin istenildiği ve davanın reddine karar verildiği bu nedenle davacının bu toplantıda alınan kararlar gereği icra dosyasındaki meblağdan sorumlu olacağı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de belirtilen kat malikleri kurulu kararının iptaline ilişkin dava dosyasının sonucunun
kesinleşmediği, dolayısı ile davacının ödemekle yükümlü olduğu bir bedelin bulunup bulunmadığının henüz tespitinin mümkün olmadığı görülmektedir. Mahkemece icra dosyasına dayanak yapılan toplantıya ilişkin açılan iptal davasının bekletici mesele yapılarak, hükmün kesinleşmesinin ardından taraf delilleri de toplanmak sureti ile davacının ödemekle yükümlü olduğu bir bedel olup olmadığı hususu hiç bir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması gerekirken, aksi düşünce ile yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi bu nedenlerle doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 15/04/2019 günü oy birliği ile karar verildi.