YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4458
KARAR NO : 2019/1343
KARAR TARİHİ : 25.03.2019
Mahkemesi :Tüketici Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı imalât nedeni ile doğan zararın tazmini talebine ilişkin olup, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılar ile ikamet ettiğini evin verandasına mermer taş döşeme işi için anlaştığını, davalıların üzerine düşen edimlerini gereği gibi yerine getirmediklerini, … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/82 D. iş sayılı dosyasındaki 23.10.2014 tarihli tespit raporuna göre imalâtın bu hali ile kullanılmasının mümkün olmadığını, 12.849,50 TL’nin davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılardan …, davalıdan bakiye alacağı olduğunu, bir kısım ayıplı ifa var ise bunu gidermeyi teklif ettiğini ancak bu teklifin davacı tarafından kabul görmediğini, davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı … Müh. Isı İnş. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti. ise akdî ilişkiyi inkâr etmiş, davacı ile arasında herhangi bir sözleşme olmadığını, diğer davalı … ile ticari ya da başka bir ilişkisi olmadığını, kendileri bakımından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davalıların davacının verandasında yapmış oldukları tadilat işlerinin ayıplı olduğunun mimar bilirkişi raporuyla belirlendiğinden bahisle 10.000,00 TL ayıp bedelinin tahsiline dair verilen hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa’nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. HMK 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK’nın 298/2. maddesinde ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur.
HGK’nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlerle ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.”
Kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası ve kısa karar arasında çelişki yaratılması; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve Yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda hükmedilen 10.009,00 TL’nin hüküm fıkrasının 1. bendine göre “davalıdan alınarak davacıya verilmesi” şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmış olup bu yönde hüküm tesisi HMK’nın 297. maddesinin 2. fıkrasına aykırı olmuştur. HMK 297. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre mahkemenin gerekçeli kararının infaz edilecek kısmı hükmün sonuç kısmı olup, “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” Mahkemece davalı … Müh. Isı İnş. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı arasındaki akdî ilişkinin kurulup kurulmadığı bir başka deyişle bu davalıya husumet düşüp düşmediği tartışılmamış olup verilen hükümde hangi davalı aleyhine hüküm kurulduğu belli olmadığından ortada infazı mümkün bir karar bulunmamaktadır. Bu bakımdan kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalı …’dan alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 25.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.