Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/3843 E. 2013/16129 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3843
KARAR NO : 2013/16129
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Hüküm davalı …’a cezaevinde tebliğ edilmiş olup, davalının ne sıfatla (hükümlü veya tutuklu) cezaevinde bulunduğunun araştırılarak, hükümlü olduğunun anlaşılması halinde, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan kişilere vasi tayin edilmesi gerekeceğinden, ilgiliye ait müddetname örneği ve varsa vesayet kararının temini ve sonrasında davalı vasisine hükmün yöntemine uygun tebliğ edilip tebliğ belgesinin dosya içerisine konulması ile temyiz süresinin beklenmesi;
2-Davalı …’ın tutuklu olduğunun anlaşılması halinde ise, davalının 16/11/2011 tarihli dilekçesi ile hükmü temyiz ettiği halde davalıdan temyiz harcı alındığına ilişkin makbuzun dosyada bulunmadığı anlaşıldığından temyiz harcı ve Yargıtay başvurma harcı yatırılmış ise makbuzun dosya içine konulmasına, yatırılmamış ise harcın tamamlattırılarak makbuzun dosya içine konulmasına;
3-Tebligat Kanununun 20-21 ve Tüzüğün 28.maddesine göre muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazıp imzalaması gerekir.
Öte yandan Tebligat Kanununun 21.maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere bir fıkra ilave edilmesine ilişkin 6099 sayılı Kanun 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olup maddeye ilave edilen bu fıkra hükmüne göre gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı öngörülmüştür.
Ne var ki tebliğ işleminin Tebligat Kanununun değişik 21/2.maddesinde belirtilen bu usule uygun olup olmadığının denetlenmesi bakımından tebligat mazbatasındaki adresin “adres kayıt sistemi”nde belirtilen adres ile aynı olup olmadığının tebligat memurunca tebliğ zarfına yazılması zorunludur.
Olayımızda, davalı … ’ye hükmün Tebligat Yasasının 21. maddesi gereğince tebliğ edildiği bildirilmişse de tebligat mazbatasındaki adresin “adres kayıt sistemi”nde gösterilen adres ile aynı olup olmadığı belirtilmemiştir. Bu durumda tebliğ işleminin Tebligat yasasının değişik 21/2.maddesinde belirtilen usule uygun olduğu düşünülemez. Öte yandan adreste komşu imzası bulunmadığı gibi tebliğ şerhinin okunaksız olması nedeniyle imzadan imtinaya ilişkin bir kayıt olup olmadığı da anlaşılamadığından Tebligat Kanununun 21/1.maddesinde belirtilen usule de uyulmamıştır. Bu nedenle yapılan tebligat usulsüz olup mahkemece hükmün adı geçen davalıya yöntemine uygun tebliği ile temyiz süresinin beklenmesi ve bundan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, 02/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.