YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3066
KARAR NO : 2019/8504
KARAR TARİHİ : 11.04.2019
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacı bankanın … şubesinde 03/08/2001 tarihinde banka teftiş kurulu başkanlığınca yapılan kasa sayımında ana kasada 510.642.125.000 TL, 1.208.470 USD, 20.000 DEM kasa noksanı saptandığını, konu ile ilgili şubede soruşturma başladığını, kasa farkını oluşturan üç farklı eylem biçiminin tespit edildiğini, olayla ilgili … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2001/288 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, devlet güvenlik mahkemesi görev alanına giren kısmının ise 2001/18.083 sayılı hazırlık evrakı ile … DGM’ye gönderildiğini, aleyhine alacak davası açmış bulunduğu davalıların usul ve yasaya aykırı eylem ve işlemleri ile bankanın zararına sebebiyet verdiklerini, banka personeli tarafından kendisine kayıt dışı fahiş faiz ve kur farkı verilmek sureti ile haksız kazanç sağlanan kişiler ile bu eylem ve işlemlere ortak olmuş ve bankanın parası ile haksız kazanç elde ettiklerini banka personeli dışındaki bu şahıslardan şimdilik …, …, …, … ve …’nin adlarının tespit edildiğini, netice itibari ile yasa dışı eylem ve işlemleri ile teşekkül halinde bankayı dolandıran ve bankanın zararına sebebiyet veren şahıslar hakkında iş bu alacak davasını açtıklarını beyan ederek, ceza ve DGM’ye açılan davalara konu eylem ve işlemleri sebebiyle davacı bankanın zararına sebebiyet veren davalılardan, dava tarihiden itibaren bankada kısa vadeli kredilere uygulanan kredi faiziyle birlikte (ki hali hazırda % 150) bankanın zararının tazmini zımnında alacaklı oldukları, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, alacaklarının 410.642.125.000 TL + 1.208.740 USD karşılığı 1.801.856.564.000 TL + 20.000 DEM karşılığı 14.118.680.000 TL olmak üzere toplam 2.226.617.369.000 TL alacağını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı … vekili, müvekkilinin davacı bankaya hiçbir şekilde borcu olmadığını, müvekkilinin ne banka veznesinde çalışan görevli ne de herhangi bir sıfatla banka personeli olduğunu, iddia edilen olayın ancak banka görevlilerince gerçekleştirilebilecek bir eylem olduğunu, müvekkilinin yaptığı yaklaşık 2.150.000.000.000 TL civarındaki EFT’sinin tamamen yasal prosedüre uygun olarak ve fiilen … Banka para aktarılmak suretiyle yapıldığını, davacının banka mudisi olduğunu ve yüksek miktarda mevduat sahibi olduğunu, davacı bankanın herhangi bir zararının söz konusu ise, bankayı zarara uğratanın müvekkili olmadığını, bankanın kendi personeli olduğunu, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, davalı …’un davacı bankayı zarara uğratmadığını, tazminat talebinin haksız ve yersiz olduğunu, … 3. Asliye Hukuk Mahkemesindeki savunmalarını tekrarladıklarını, … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2007/441 Esas ve 2009/483 Karar sayılı kararıyla, bankanın uğradığını iddia ettiği zararın tazmini hakkında hüküm oluşturulduğunu, bankanın var olduğunu iddia ettiği tazminat alacağının, ceza mahkemesi tarafından hükme bağlanmış olması nedeniyle esasen bu davanın konusunun kalmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, davalı …’ın davacı bankanın personeli olmadığını, dava dışı … Menkul Kıymetler Yatırım A.Ş. personeli olduğunu, davacı banka içerisinde iddia edilen para alışverişi ve para hareketlerinde bulunmadığını, yetkisinin olmadığını, davanın esasını teşkil eden ceza davalarının derdest olduğunu, bu davaların neticelerinin beklenilmesi gerektiğini, davalı hakkında verilmiş bir ceza mahkumiyetinin bulunmadığını, talep edilen faiz oranlarına itiraz ettiklerini, likit bir alacak olmadığını, vaki zarar olmamasına rağmen bir kredi ilişkisinden kaynaklanmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/147 Esas ve 2008/580 Karar sayılı (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 13/06/2006 tarihli, 2006/3167 Esas ve 2006/9563 Karar sayılı bozma ilamı öncesi … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/814 Esas ve 2005/355 Karar sayılı) dosyasından tefriki ile yine aynı mahkemenin 2008/182 esasına kaydının yapıldığı, … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10/04/2008 tarihli, 2008/182 Esas ve 2008/172 Karar sayılı kararı ile, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 13/06/2006 tarihli, 2006/3167 Esas ve 2006/9563 Karar sayılı bozma ilamı uyarınca, mahkememiz iş bu dosya davalıları yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verildiği ve dosyanın bu davalılar yönünden mahkememize 02/02/2011 tarihinde tevzi edildiği anlaşıldığı, … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/147 Esas ve 2008/580 Karar sayılı (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 13/06/2006 tarihli, 2006/3167 Esas ve 2006/9563 Karar sayılı bozma ilamı öncesi … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/814 Esas ve 2005/355 Karar sayılı) dosyasında, davacı tarafın davalılardan … yönünden davadan vazgeçtiklerine yönelik beyanda bulunduğu anlaşıldığı, Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına dair verilen, 15/03/2012 tarihli, 2011/66 Esas ve 2012/162 Karar sayılı kararına davacı vekilinin süresi içerisinde yaptığı temyiz itirazları neticesinde dava dosyasının Yargıtay’a gönderildiği, Mahkeme kararının, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 26/06/2012 tarihli, 2012/22496 Esas ve 2012/24621 Karar sayılı ilamı ile, “…Mahkemenin davacının görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra 10 gün içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini istemediği, görevli mahkemede tebligatları yaptırmadığı, dosyanın iki yılı aşkın bir süre sonra usule aykırı olarak gönderildiği şeklindeki gerekçesi yerinde değildir. Davacının başvurusu süresinde ve usule uygun olduğu halde, mahkemece davanın yazılı gerekçeyle açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olup bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle bozularak mahkememize iade edildiği, Mahkemece usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, Mahkeme’nin 01/02/2018 tarihli celsesinde davacı vekilinin, “Dosyada mevcut yazılı ve sözlü beyanlar doğrultusunda davanın kabulüne karar verilsin, biz davalı … yönünden davadan feragat ediyoruz.” şeklinde imzalı beyanda bulunduğu, yine aynı celsede davalı … vekilinin de, “Feragat dikkate alınarak müvekkil açısından davanın reddini talep ediyoruz, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebimiz yoktur.” şeklinde imzalı beyanda bulunduğu anlaşıldığı, Mahkeme’nin 01/11/2018 tarihli celsesinde davacı vekilinin, “Önceki beyanlarımızı ve bilirkişi raporuna itirazlarımızı tekrarlıyoruz, ek rapor yada farklı bilirkişi heyetinden rapor aldırılsın ayrıca bilirkişi raporuna itiraz dilekçemizde 5. sayfamızda sehven 2.326.617.369 TL şeklinde beyanda bulunmuş isek de bu beyan maddi hataya dayanmaktadır itiraz dilekçemizin 4. sayfamızda ve dava dilekçemizde anlaşılacağı üzere talebimiz fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 2.226.617.369 TL nin davalılardan belirtiğimiz faiz oranları üzerinden tahsiline yöneliktir.” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalıların davacı bankanın zararına sebebiyet verip vermediğinin ve bankanın zararını oluşturdukları iddia olunan günümüz Türk Lirası karşılığında 2.226.617,36 TL’ye tekabül eden tutarın dava tarihinden itibaren bankada kısa vadeli kredilere uygulanan kredi faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin mümkün olup olmadığının tespiti noktasında toplandığı anlaşıldığı, dava dosyasının tetkikinde, Mahkememizin 01/02/2018 tarihli celsesinde, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili gerek … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/182 Esas ve 2008/172 Karar sayılı (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 13/06/2006 tarihli, 2006/3167 Esas ve 2006/9563 Karar sayılı bozma ilamı öncesi … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/814 Esas ve 2005/355 Karar sayılı) dosyası, gerek ceza yargılamasının yapıldığı … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/21 Esas ve 2016/113 Karar sayılı dosyasında mevcut bulunan bilirkişi raporlarının, davanın açılış tarihi ve yargılama süreci göz önüne alındığında, çok eski tarihli raporlar olduğu dikkate alınarak, dava dosyasının mahiyeti ve kapsamı, mahkememiz dosyası davalıları yönünden davacı bankanın uğradığı zararın tespiti ile bu zararlar açısından söz konusu davalıların sorumlulukları, işleyecek faiz oranı, banka alacağının dava tarihi itibariyle Türk Lirası dışında belirlenen zarar miktarlarının Merkez Bankası alış kuru üzerinden hesaplanacak zararın Türk Lirası karşılığının belirlenmesi, davacı tarafın davalılardan … yönünden yaptığı feragat beyanları, … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/21 Esas ve 2016/113 Karar sayılı dosyası, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin alınmış tüm bilirkişi raporları, paranın alım gücü v.s. sebepler gözetilerek güncel rapor tanzimi için dosyanın iki emekli kamu bankacısı ve bir bankacılık alanında üniversite kürsüsünde görevli akademisyenden oluşan üçlü bir bilirkişi heyetine tevdine karar verildiği, alınan 09/04/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunun iki emekli banka müdürü ve bir kamu bankası müdürü tarafından tanzim edilerek Mahkeme’ye gönderildiği, söz konusu bilirkişi heyeti raporunda davacı bankanın uğradığı zarara yönelik hukuk ve ceza yargılama süreçlerinin gözetilerek özetlendiği, bu kapsamda … 1 Nolu DGM’de dava açıldığı ve dosyanın … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiği, … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26/05/2005 tarihli, 2004/139 Esas ve 2005/162 Karar sayılı kararı ile bilirkişi tarafından tespit edilen 4.249,956 TL’nin (Bankanın zararı olan emanetin 2001/2520 sırasında kayıtlı olan) 22.284,00 TL düşüldükten sonra kalan tutarın tutuklu sanıklardan tahsil edilerek müdahil bankaya verilmesi yönünde hüküm verildiği, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ile … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde … hesabında tespitler yapıldığı, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/628 Esası ile açılan alacak davasının … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan alacak davası ile birleştirildiği ve karara bağlandığı, … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/814 Esas ve 2005/355 Karar sayılı kararının temyiz edildiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 13/06/2006 tarihli, 2006/3167 Esas ve 2006/9563 Karar sayılı kararı ile Mahkememiz iş bu dava dosyası davalıları yönünden … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevsizliğine, talebin görev noktasından reddi ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği, 03/08/2001 tarihinde davacı bankanın … şubesine gelen banka müfettişleri tarafından yapılan fiziki kasa sayımı yapıldığı, kasa ile ilgili muhasebe kayıtlarında, 510.642. TL, 1.208.470 USD, 20.000.DEM fark olduğunun tespit edildiği ve bankanın … şube müdürü davalı …, dava dışı şube personelleri …, …, …, … , … ve …’a imzalatılmak sureti ile 03/08/2001 tarihinde kasa açığının kayıt altına alındığının görüldüğü, genel bankacılık uygulamaları doğrultusunda banka müfettişleri tarafından sanıkların ifadelerinin alındığı ve 12/08/2001 tarihinde … imzalı teftiş ön bilgi notunun hazırlandığı, akabinde teftiş raporu hazırlandığı ve suç duyurusunda bulunulduğu, teftiş kurulu raporunda, bankadaki usulsüz işlemler, ortaya çıktıktan sonra bankaya başvuran mevduat müşterilerinden banka tarafından bazı kişilere bilgileri dışında usulsüz olarak çekilen tutarların ödendiği, bu tutarların borsada oynanmak üzere davalı banka personeli tarafından müşteri hesaplarından usulsüz olarak çekildiğinin tespitinin yapıldığının ifade edildiği ve banka tarafından ödemelerin 03/08/2001 ve 12/09/2001 tarihleri arasında yapıldığı, 2000 yılında … adına paravan bir hesap açıldığı, bu hesaba banka müşterileri hesabından usulsüz şekilde çekilen paralar aktarılarak borsada işlem yapılmaya başlandığı, ancak borsada para kaybetmeye başladıkça oluşan zararın kapatılamadığı, hesabından usulsüz olarak para çekilen mevduat müşterisi parasını çekmek için geldiğinde, kasadan istenilen tutar kadar mevduat müşterisinin hesabına para yatırılmak sureti ile ödemenin yapıldığı, oluşan kaşa açığını kapatmak için dövizciden fahiş fiyatla alışı yapılmak üzere döviz temin edildiği, döviz alış işlemi ile dövizcinin hesabına TL tutarının geçildiği, daha sonra fiili ödeme olmaksızın hesaptan para çıkışı yapılmak suretiyle kasa açığının kapatıldığı, bir kaç gün sonra dövizciye anlaşılan fiyat üzerinden yine mevduat müşterisinin hesabından usulsüz çekilen tutar ya da kasadan ödeme yapılmak üzere işlemlere devam edildiği, yapılan işlemlerle kasa açığının giderek büyüdüğü, kapatılamaz duruma geldiği, 02/08/2001 günü şube müdürü davalı …’un kasadan 50.000. USD, 20.000 DEM ve 20.000 TL aldığı, aldığı paranın 50.000 USD ve 10.000 DEM’i pazarlama yetkilisi davalı …’ye verdiği, kasa açığının bir kısmının bu işlemlerden kaynaklandığı, davalı …’nun döviz kazancı elde etmek amacı ile davalı …’ye para sağladığı, bir nevi finansör olarak çalıştığı, şube müdürü davalı …, pazarlama yetkilisi davalı … ve borsa yetkilisi davalı … ile anlaşarak hesabına paralar gönderdiği, gönderilen paraların borsada kullanılmasına izin verdiği, bu paralar için fahiş faiz alarak olayın oluşmasında bir nevi finansör olarak çalıştığı en son 12/07/2001 tarihinde iktisat bankasına davalı … adına gönderilen 500.000 TL EFT’nin hesabında para olmamasına rağmen gün içinde değişik müşteri hesaplarından alınarak gönderildiği, yapılan bu ödemenin kayıt dışı fahiş faiz ödemesi olduğu belirtilerek bu şekilde kayıt dışı elden ödenen ve kayıt dışı kasa açığı oluşturularak açıktan yapılan EFT’ler neticesinde hesaplanabilen banka zararının 733.400 TL olduğunun ifade edildiği tespit edildiğinden, mahkememiz dosyasındaki davalılardan … , …, … ve …’ın % 100 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/147 Esas ve 2008/580 Karar sayılı dosyasının tetkikinde, davacısının … Bank A.Ş., davalıların …, …, …, …, … , … ve … olduğu, dava konusunun mahkememiz dosyası aynı olduğu, davanın 20/09/2001 tarihinde açıldığı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 13/06/2006 tarihli, 2006/3167 Esas ve 2006/9563 Karar sayılı bozma ilamı öncesi esas ve karara ilişkin mahkeme bilgilerinin 2001/814 Esas ve 2005/355 Karar olduğu, mahkememiz davalıları yönünden dosyanın tefriki ile yine aynı mahkemenin 2008/182 esasına kaydının yapılarak, bu davalılar yönünden 10/04/2008 tarihli, 2008/182 Esas ve 2008/172 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiği, diğer davalılar yönünden 17/12/2008 tarihli karar ile, davalı …’a yönelik davanın açılmamış sayılmasına, davalı …’ye yönelik davanın reddine karar verildiği, kararın tarafların temyiz etmemesi üzerine 17/04/2009 tarihinde kesinleştiği, … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/21 Esas ve 2016/113 Karar sayılı dosyasının tetkikinde, katılanın … Bank A.Ş. olduğu, müştekinin … olduğu, sanıkların …, …, …, …, … olduğu, sanıkların Bankacılık Kanunu’nda zimmet suçundan yargılandığı, 17/03/2016 tarihinde, sanıklardan …, … , …, … hakkında ceza hükmü verildiği, davalılardan …’ın banka zararından sorumlu olmadığının anlaşılması gerekçesi ile beraatine karar verildiği, … yönünden iş bu kararın 26/10/2016 tarihinde kesinleştiği, somut olayda, Mahkemece alınan 09/04/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalılar …, …, … ve …’ın kusur oranlarının %100 olduğu ve sorumlu oldukları miktarın 3.914.893,00 TL olduğu belirtilmiş ise de davalılardan …’ın davaya konu davacı bankanın zarara uğraması olayı ile ilgili ceza yargılamasının yapıldığı … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/21 Esas ve 2016/113 Karar sayılı dosyasında, banka zararından sorumlu olmadığı gerekçesi ile beraatine dair verilen ceza hükmünün bu davalı açısından 26/10/2016 tarihinde kesinleştiği ve iş bu ceza kararının mahkememizi bağladığı anlaşıldığından, davalılardan …’ın davacı bankanın davaya konu zararından sorumlu olmadığı gözetilerek, bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacı vekilinin, davalılardan … yönünden, davadan feragat etmesi nedeniyle ve bu doğrultuda dosyaya ibraz edilen vekaletname ve yetki belgelerinde 6100 sayılı HMK’nun 74. maddesi uyarınca davadan feragate ilişkin özel yetkisinin bulunduğu da gözetilerek, davalılardan … yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir. Nitekim, 6100 sayılı HMK’nun 307. maddesinde, “Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.” hükmü; 309/2. maddesinde, “Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.” hükmü; 310. maddesinde, “Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.” hükmü; 312/1. maddesinde, “Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir.” hükmü yer almaktadır. Hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi, davacı da açmış olduğu bir davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamayacağı, usul hukukumuzda kural olarak hüküm kesinleşinceye kadar her davadan feragat edilebilir ve bir usul hukuku kavramı olarak davadan feragatin açık, kesin ve koşulsuz olması, yasa gereği olduğu, davaya son veren taraf işlemlerinden biri olan feragat, davacının mahkemeye karşı yapacağı tek taraflı bir irade beyanı ile olacağı, feragatin geçerliliği için bunun davalı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine gerek bulunmadığı, davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona ereceği, bu nedenle mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile davacı feragatten dönemez, feragati ile bağlı olduğu, ancak, Mahkemenin 01/02/2018 tarihli celsesinde davalı … vekilinin, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını imzalı olarak beyan etmesi karşısında, davalı … lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmediği, Mahkemece alınan 09/04/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davalılar …, …, …, davacı bankanın zararından %100 oranında kusurlu olmaları, sorumlu oldukları miktarın 3.914.893,00 TL olması, davacı vekilinin dava dilekçesinde ve mahkememizin 01/11/2018 tarihli celsesinde, talebinin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.226.617.369 TL’nin davalılardan dava dilekçesinde belirttikleri faiz oranları üzerinden tahsiline karar verilmesine yönelik olduğunu beyan etmesi karşısında, alınan 09/04/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda banka zararına ilişkin güncel Türk Lirası ile belirlenen tutarda herhangi bir tutarsızlık görülmediğinden, bu doğrultuda 6100 sayılı HMK’nun 26. maddesi uyarınca taleple bağlı kalınarak, davalılar …, …, …’nün 2.226.617,36 TL banka zararından sorumlu olduklarının kabulü gerektiği, her ne kadar, davacı vekili tarafından banka zararını oluşturan 2.226.617,36 TL tutarının dava tarihinden itibaren bankada kısa vadeli kredilere uygulanan kredi faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiş ise de, davacı tarafın alacağına yönelik olan dayanağın haksız fiilden kaynaklandığı anlaşıldığından, hükmedilen alacak tutarına yasal faiz işletilmesi gerektiği, nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 30/05/2017 tarihli, 2015/21466 Esas ve 2017/9333 Karar sayılı kararı da mahkemece yapılan bu tespiti teyit etmektedir. Bu kapsamda, davacı vekilinin faiz oranına yönelik talebi yerinde görülmediği, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, Yargıtay bozma ilamı, hukuk ve ceza dosyaları, bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın davalılardan … yönünden davadan feragat etmesi nedeniyle davanın, davalılardan … yönünden feragat nedeniyle reddine; kesinleşen ceza hükmü uyarınca, banka zararından sorumlu olmadığı gerekçesi ile beraatine karar verilen davalı … yönünden, ceza kararının mahkememiz açısından bağlayıcı nitelikte olduğu gözetilerek, davalılardan …’ın davacı bankanın davaya konu zararından sorumlu olmadığı anlaşıldığından, bu davalı yönünden davanın reddine; alınan 09/04/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davalılar …, …, …’nün, davacı bankanın zararından %100 oranında kusurlu oldukları, sorumlu oldukları miktarın 3.914.893,00 TL olduğu, ancak davacı tarafın talebinin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 2.226.617.369 TL tutarına dava tarihinden itibaren bankada kısa vadeli kredilere uygulanan kredi faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili olduğu, alınan 09/04/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda banka zararına ilişkin güncel Türk Lirası ile belirlenen tutarda herhangi bir tutarsızlık görülmediği, davacı tarafın alacağına yönelik olan dayanağın haksız fiilden kaynaklandığı ve bu doğrultuda bu tutara yasal faiz işletilmesi gerektiği anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK’nun 26. maddesi uyarınca taleple bağlı kalınarak, davalılar …, …, … yönünden 2.226.617,36 TL banka zararının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen davalılar …, …, …’den tahsil edilmesi gerektiği anlaşıldığı gerekçesi ile davanın, davalılardan … yönünden feragat nedeniyle reddine, davalılardan … yönünden davanın reddine, davalılar … , …, … yönünden kısmen kabul kısmen reddi ile, 2.226.617,36 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar …, …, …’den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
Dairemizin 2012/22496 Esas sayılı bozma ilamından sonra Mahkeme tarafından alınan ve eldeki hükme esas olan bilirkişi raporunda, ceza dosyası taraflarına verilmediğinden ceza davası dosyasındaki bilirkişi raporunun incelenemediği belirtilmiştir.
Bu bilirkişi raporunun esas alınması mümkün değildir.
Ceza dava dosyası tüm ekleri ile getirtilerek, taraflardan sorularak var ise konu ile ilgili sair dava dosyaları getirtilerek dosyalar kapsamındaki iddialar ve savunmalar tek tek nazara alınıp denetime elverişli bilrikişi raporu hazırlanarak sonuca gidilmelidir.
Diğer yandan birleşen … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/628 Esas sayılı dava dosyasının da gerekçe kısmında çok kısa bir şekilde bahsedildikten sonra hükümde değerlendirilmemesi hatalıdır. Birleşen dosya bakımından da Mahkeme tarafından yeterli gerekçe oluşturularak karar verilmelidir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 11/04/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.