YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14711
KARAR NO : 2013/3765
KARAR TARİHİ : 04.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, ….Köyü 874 parsel sayılı 5340 m2 yüzölçümlü taşınmazın davalı gerçek kişiler adına tapuda kayıtlı olduğunu, yörede 1998 tarihinde yapılan ve 14/02/2007 – 14/08/2007 tarihleri arasında ilân edilen orman kadastrosunda öncesi orman olan taşınmazın kadastro komisyonu tarafından orman sayılmayarak orman alanı dışında bırakıldığını, işlemin iptali ile taşınmazın kısmen orman alanı içine alınmasını istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; davacı … Yönetimi tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15.03.2011 gün ve 2010/15958 – 2011/2705 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; [Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Davalı taşınmaz ve komşu parsellerin kadastro tutanak örnekleri ve varsa dayanak kayıtları getirtilip değerlendirilmediği gibi, eski tarihli memleket haritası ve geniş ölçekli kadastro paftasının ölçekleri denkleştirilerek çakıştırılmadığı için davalı taşınmazın memleket haritasındaki konumu denetime olanaklı şekilde gösterilmemiştir. Bundan ayrı; delicelikler ve yabanî zeytinliklerin orman ağacı olduğu, orman içindeki bu gibi yerlerin ancak 26.01.1939 tarih, 3573 sayılı “Zeytinciliğin Islah ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun” hükümlerine göre yetkili makamlarca tahsis edilip, koşullarının yerine getirilmesi ve o kişi adına tescili konusunda yetkili makamlarca karar verilmesi ya da verilen bu karar uyarınca tapu kaydı oluşturulması durumunda o yerin orman sayılmayacağı Kanun gereği olduğuna ve davalı da böyle bir tahsis ve tapuya dayanmadığına göre, bilirkişiler tarafından taşınmazlar üzerinde bulunduğu bildirilen aşılı zeytinlerin, delicelerin aşılanması sonucu mu meydana getirildiği, aşının yaşının kaç olduğu bilirkişi raporunda açıklanmamıştır.
Diğer taraftan; davalı taşınmazın memleket haritasında delicelik olduğu ve halen de deliceden aşılanmış zeytin ağaçları ile kaplı ve eğiminin %18 olduğu açıklandıktan sonra, eğim durumuna göre 6831 sayılı Kanunun 1/j maddesi ve 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve incelemeye dayalı raporlar esas alınarak hüküm kurulamaz. Bu nedenle; mahkemece, dava konusu taşınmaz ve komşu parsel kadastro tutanakları ile bunların dayanağı olan kayıtlar ve eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip usulüne uygun keşif yapılmalı, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, keşifte, çekişmeli taşınmaz hâkim tarafından gözlemlenmeli, taşınmaz üzerinde neler bulunduğu (bitki örtüsü, ağaçların cinsi, sayısı vb.) ayrıntılı olarak keşif tutanağına yazılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı, çekişmeli yeri sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, çekişmeli taşınmaz üzerinde bulunan zeytinlerin kök yaşının ve aşı yaşının ne
olduğu yönünde rapor alınmalı, yerel bilirkişi ve tanıklarından taşınmazın öncesinin delicelik, çalılık ve makilik niteliğinde olup olmadığı sorulmalı, 6831 sayılı Kanunun 23.09.1983 gün ve 2896 sayılı Kanun ile değişik 1/ı maddesinde “sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, Özel Kanunu (…1939 gün 3573 sayılı Kanun) gereğince Devlet Ormanlarından tefrik edilmiş ve imar, ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 09.07.1956 gün ve 6777 sayılı Kanunla tasrih edilen yabani veya aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar orman sayılmaz” hükmünün bulunduğu, davalının kendisine 3573 sayılı Kanunun 2. ve devamı maddeleri gereğince tahsis edilip imar ve ıslah işlemleri tamamlanarak yetkili makamlarca yapılan temlik işlemine ya da tapuya dayanmadığından taşınmaz üzerinde bulunan ve orman ağacı niteliğindeki delice ağaçlarının aşılanması halinde orman sayılan yerlerde 3402 sayılı Kanunun 17. maddesinin uygulanmayacağı, %12’den fazla eğimli delicelerin muhafaza (koruma) makisi olduğu, muhafaza makilerinin 5653 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değişik 3116 sayılı Kanunun 1/e maddesinin istisnasını teşkil ettiği, aynı maddenin son fıkrası gereğince Devlet Ormanı olarak kabulü gerekeceği, yine 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesi gereğince toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makiliklerin orman sayılan yerlerden olduğu, bilimsel olarak, eğimin % 12’yi aştığı yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıyacağı, bu nedenle orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerekeceğinin gözetilmesi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu …Köyü 874 nolu parselin 18.04.2012 günlü bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 3095,05 m²’lik bölümünün orman sınırları içine alınmasına karar verilmiş, hüküm davalı Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede arazi kadastrosuna 1981 yılında başlanmış, 04.01.1983 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına
04.04.2013 günü oy birliği ile karar verildi.