YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15853
KARAR NO : 2012/23817
KARAR TARİHİ : 19.11.2012
MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen yoksulluk ve iştirak nafakasının indirilmesi davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının global kriz nedeni ile fiilen iflas ettiğini, hakkında pek çok karşılıksız çek keşide etmek suçundan davalar açıldığını, davalının durumunun iyi olduğunu belirterek ortak çocuklar … ve … için takdir edilen 1.000’er TL iştirak nafakalarının 100 TL’ye; davalı için takdir edilen 1.000 TL yoksulluk nafakasının 100 TL’ye indirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalının mernis adresine dava dilekçesi ile duruşma günü tebliğ edilmiş ancak davalı davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne; … ve … için hükmedilen iştirak nafakalarının dava tarihinden itibaren ayrı ayrı aylık 750’şer TL’ye indirilmesine; davalı için hükmedilen yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 1.000 TL’ye indirilmesine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.TMK. 175.maddesi hükmü gereğince; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.Somut olayda; yoksulluk nafakası tarafların özgür iradeleri ile protokole bağlanmış boşanma davasında da bu anlaşma mahkemece uygun bulunmuş, taraflar anlaşmalı olarak boşanmışlar ve verilen karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 23.10.2008 tarihli boşanma protokolünün b.maddesinde; davalı ve herbir çocuk için davacının aylık 1.000 TL’den toplam 3.000 TL yoksulluk-iştirak nafakası ödeyeceği hükme bağlanmıştır. Tarafların aralarında yaptıkları bu protokol hukuki niteliği itibari ile Medeni Kanun hükümlerinden kaynaklanmakta ise de; genel sözleşme hükümlerine tabidir. Buna göre taraflar, kanunun emredici nitelikte, kamu düzenine karşı ve genel ahlaka aykırı saymadığı hususlarda serbest iradeyle sözleşme yapabilirler. Borçlar Kanununun 19. ve 20. maddelerine aykırı bulunmayan sözleşmede edimler arasındaki denge umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan bozulacak olursa ve yasal ve sözleşmesel risk dağılımı çerçevesinde taraflardan sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla bağlı kalmaları beklenemezse sözleşmeye hakim müdahale edebilir.Mahkemece, “nafaka borçlusunun ekonomik gücünün önemli ölçüde değişmesi halinde bu sözleşme ile bağlı tutulması hakkaniyete aykırıdır, toplanan deliller ile davacının iflas ettiği ve ödeme gücünde önemli ölçüde düşüş olduğu tespit edilmekle davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.” gerekçesi ile daha önce hükmedilen iştirak ve yoksulluk nafakalarının azaltılması talebinin kısmen kabulüne; hükmedilen iştirak nafakalarının aylık 750’şer TL’ye; hükmedilen yoksulluk nafakasının aylık 1.000 TL’ye indirilmesine; karar verilmiştir. Anılan bu karar ile boşanma kararı ile birlikte 1.000 TL olarak belirlenen iştirak nafakalarının 750’şer TL’ye, boşanma kararı ile birlikte 1.000 TL olarak belirlenen yoksulluk nafakasının 1.000 TL’ye indirildiği anlaşılmaktadır.Mahkemece yoksulluk nafakasının indirilmesi talebi kısmen kabul edildiğinden; yoksulluk nafakasının 1.000 TL’den 1.000 TL’ye indirilmesine karar verilmesinin maddi hata içerip içermediği anlaşılamamış; bu talep kabul edildiğinden yeni yoksulluk nafakasının 1.000 TL’den az takdir edilmesi gerektiği, aksi takdirde bu talep reddedilecek ise mahkeme kararındaki gerekçe ile hüküm fıkrasının çelişeceği, bu karışıklığın çözülmesi gerektiği anlaşılmıştır. İlk takdir edilen yoksulluk nafakası miktarı ile bu dava ile indirilen yoksulluk nafakası miktarı aynı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.Mahkemece; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,19.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.