YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4812
KARAR NO : 2012/11662
KARAR TARİHİ : 04.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, taraf vekilleri yönünden verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; dava konusu edilen 6650 ada 1 ve 6650 ada 4 parsel sayılı taşınmazların, 1991 yılında tapuya tescili sağlanan imar uygulamasından önceki geldisi olan … Köyündeki 258 parsel sayılı taşınmazı, davacının 1971 yılında satın aldığı, o tarihte, tapu kaydında parselin … ile ilgisini belirten bir kısıtlama bulunmadığı, ancak; Maliye Hazinesi tarafından … 1. Asliye Hukuk Mahkemesine açılıp 2005/327 ve 2005/329 esas sayılı dosyalar üzerinden görülen davalar sonucunda, taşınmazların 1947 yılında kesinleşen … kadastrosu çalışmaları sonucu, devlet ormanı olarak tahdit edilen yerlerden olduğu gerekçesi ile 1 ve 4 parsel sayılı taşınmazların davacı adına olan tapu kaydının iptal edilerek … adına tesciline karar verildiği, 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/327 – 2008/172 sayılı kararının 26.11.2010 tarihinde; 6650 ada 4 parsel sayılı taşınmaza ilişkin … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/329 – 2006/384 sayılı kararının ise 04.12.2008 tarihinde kesinleştiği ve davacı tarafından tapu sicilinin tutulması nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin olarak iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesinde yer alan “Tapu Sicilin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.” hükmü gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara
uğrayan kişinin bütün zararlarından devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak ise; aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 esas 2003/125 karar; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 esas 2010/427 karar; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 esas 2010/668 karar sayılı kararları)
Yukarıda açıklanan nedenlerle; tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tazminine ilişkin talebin kabulüne karar verilmesi doğrudur. Bu nedenle taraf vekillerinin aşağıdaki husus dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Mahkemece, davacının zararının tespiti amacıyla yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi kurulu raporu, değer biçme yöntemi bakımından hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
Tapusu iptal edilen dava konusu taşınmazlar arsa vasfında olduğundan, değerlerinin, tapu iptal kararlarının kesinleştiği tarihten önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur. Bu itibarla emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının, fiyat artış endeksleri uygulanmak suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle belirlenmesi gerekir.
Ne var ki; hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönteme uyulmadan değer biçilmiş olup, alınan rapor geçersizdir.
Bu durumda; taraflara dava konusu taşınmazlara yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, gerektiğinde resen emsal celbi yoluna gidilerek, bu emsallere göre taşınmazlara değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak, denetime imkan veren bilimsel verileri içeren rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U….nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde davacıya iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 04.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.