YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7198
KARAR NO : 2019/2047
KARAR TARİHİ : 27.02.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi; 11.03.2015 tarihli haciz esnasında mülkiyeti kendisine ait malların haczedildiğini öne sürerek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, borçluları davaya dahil etmek üzere iki haftalık kesin süre verilmesini içerir şerhli davetiyenin davacıya 10.07.2015 tarihinde tebliğ edildiği,davacının ise 20.07.2015 tarihinde kime ait olduğu belli olmayan adres yazılı dilekçeyi mahkemeye sunduğu gerekçesi ile HMK’nin 119/1-b ve 119/2 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nin 119/1 maddesinde, dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar sayılmış, 119/1. maddesinin (b) bendinde ”davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri”nin bulunması gerektiği belirtilmiş, 119/2 maddesinde ise; 119/1 de sayılan bentlerden (a), (d), (e), (f), (g) bentleri dışında kalan hususlarda eksiklik bulunması halinde hakimin eksikliği tamamlaması için davacı tarafa bir haftalık kesin süre vereceği, bu süre içinde eksiklik tamamlanmadığı taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği belirtilmiştir.
Maddeden anlaşılacağı üzere davacı ve davalının ad, soyad veya unvanları, davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa yasal temsilcinin veya vekilin adı, talep sonucu ve davacı veya vekilinin imzası dava dilekçesinde bulunmuyorsa hâkimin davacıya vereceği kesin süre içinde bunları tamamlamasını istemesi ve bunların tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi gerekir.
Ayrıca 6100 sayılı HMK’nin 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, Mahkemece 29.06.2015 tarihli tensip zaptının bir numaralı ara kararı ile “Davacıya davetiye çıkarılarak davalı borçluları davaya dahil etmesi için iki haftalık kesin süre verildiğinin bildirilmesine” karar verildiği, bu bağlamda davacı üçüncü kişi adına çıkarılan tebligat zarfı üzerine “borçluları davaya dahil etmeniz için iki haftalık kesin süre verildiği, dahili dava dilekçesi ile birlikte borçlu adreslerinin de bildirilmesi, bildirilmemesi halinde dosyanın işlemden kaldırılacağı hususu ihtar ve tebliğ olunur” şerhinin yazıldığı, anılan tebligatın 10.07.2015 tarihinde tebliği üzerine davacının 20.07.2015 tarihinde adres içeren dilekçe sunduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, davacı üçüncü kişiye tebligat zarfı üzerine yazılarak gönderilen ihtaratın usulüne uygun olmadığı, ihtaratta kesin sürenin başlangıcının gösterilmediği, kesin süreye uyulmamasının sonucuna ilişkin olarak dosyanın işlemden kaldırılacağına yer verilmiş olmasına rağmen olayda uygulanma yeri bulunmayan HMK’nin 119/1-b ve 119/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmektedir.Tüm bunlardan ayrı olarak davacının usulüne uygun olmayan ihtarata rağmen kesin süre içerisinde adres içerir dilekçe sunduğu anlaşılmakla bu hususların gözardı edilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı görülmüş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.